Sigorta sektörü, finans dünyasının en stratejik ama bir o kadar da en çalkantılı limanlarından biri. Yıllardır süregelen kronik sorunlar, masada bekleyen dosyalar ve çözüm bekleyen paydaşlar… İşte tam da böyle bir atmosferde, Ana Sigorta Genel Müdürü Kantürk Öztürk’ün LinkedIn üzerinden yaptığı açıklama, durgun suya atılan bir taş etkisi yarattı. Öztürk, 35 yıllık tecrübesiyle, sektörün en tepe çatı örgütü Türkiye Sigorta Birliği (TSB) yönetimi için “görevden kaçmam” diyerek, aslında hepimizin içten içe bildiği bir gerçeği haykırdı: “Eskimiş alışkanlıklarla, geleceğin sorunlarını çözemeyiz.”
Bu çıkış, sadece bir adaylık sinyali değil; aynı zamanda sektörün içinde bulunduğu yönetimsel atalete karşı bir isyan bayrağıdır.
Sayfa İçerikleri
ToggleEğri oturup doğru konuşalım. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), son dönemde tarihinde hiç olmadığı kadar aktif, bilgili ve çözüm odaklı bir grafik çiziyor. Kurumun teknik birikimi, attığı kararlı adımlar ve sektörü regüle etme konusundaki iştahı takdire şayan. Ankara’da, sektörün önünü açmak için gecesini gündüzüne katan, masaya hakim bir SEDDK iradesi var.
Ancak ne yazık ki, tango iki kişiyle yapılır.
SEDDK’nın bu yüksek tempolu ve vizyoner yaklaşımı, sektörün çatı kuruluşu olan TSB tarafında ne yazık ki hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sektörün düzenleyici kurumu “koşalım” derken, TSB yönetimi “biraz duralım” diyor gibi bir görüntü veriyor. Mevcut TSB yönetimi, SEDDK’nın açtığı alanları doldurmakta, o vizyona ayak uydurmakta ve sektörün diğer bileşenlerini bu hıza entegre etmekte çok cılız kalıyor.
Bir yanda sorunların üzerine cesaretle giden bir otorite, diğer yanda ise reaktif kalan, süreçleri geriden takip eden bir birlik yönetimi… Bu uyumsuzluk, en başta trafik sigortası gibi çeyrek asırdır çözülemeyen kangrenleşmiş sorunların çözümünü geciktiriyor.
Kantürk Öztürk’ün “Böyle bir irade zamanında ortaya çıkmaz ise, sorunların bir dönem daha ertelenmesine gönlüm razı değil” sözleri, işte tam da bu boşluğu işaret ediyor.
Sektörün ihtiyacı olan şey; bürokratik hantallığa sıkışmış, “idare eden” bir yönetim değil; masaya yumruğunu vurabilen, SEDDK ile aynı dili konuşabilen, proaktif bir TSB yönetimidir. Eğer TSB, en az SEDDK kadar dinamik, en az acenteler kadar sahanın nabzını tutan bir yönetime kavuşursa, bugün “çözülemez” denilen sorunların nasıl hızla eridiğini göreceğiz.
Daha proaktif bir TSB yönetimi seçilirse ne olur?
SEDDK’nın teknik çözümleri sahada çok daha hızlı karşılık bulur.
Kamu otoritesi ile sektör arasındaki frekans bozukluğu giderilir.
Yıllardır rafta bekleyen yapısal reformlar hayata geçer.
Kantürk Öztürk’ün bu çıkışı, sektördeki diğer potansiyel liderleri de cesaretlendirmelidir. TSB seçimleri, sadece bir koltuk değişimi değil, bir zihniyet devrimi olmalıdır. Sektörün; sorunları erteleyen değil, üzerine giden; SEDDK’nın vizyonuna omuz veren ve sektörü geleceğe taşıyacak güçlü bir kaptana ihtiyacı var.
Bu irade beyanı, umarız ki sektör için beklenen o büyük değişimin ilk kıvılcımı olur. Çünkü artık kaybedecek zamanımız yok.





Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap