SON DAKİKA
--:--:--
Erhan Navruz

Sigorta Sektöründe Bir Devrin Sonu mu? Saygıyla Uğurlamak da Bir Kurum Kültürüdür

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

ff

Sigorta sektöründe bazı isimler yalnızca görev yaptıkları makamlarla anılmaz. Onlar, yıllar içerisinde sektörün hafızasının, temsil geleneğinin ve mücadele kültürünün bir parçası hâline gelirler.

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz da bu isimler arasında yer alıyor.

Yaklaşık 30 yıldır sigorta sektörünün sivil toplum kuruluşlarında, meslek örgütlerinde ve temsil makamlarında görev alan bu iki ismin geçmişini birkaç cümleyle geçiştirmek mümkün değil. İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi’nden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi’ne, yani SAİK’e kadar sektörün en kritik temsil alanlarında uzun yıllar sorumluluk üstlendiler.

Bu nedenle Levent Korkut’u ya da Özgür Yılmaz’ı küçümsemek, yok saymak veya bugüne kadar ortaya koydukları emeği değersizleştirmek hiç kimsenin haddi değildir.

Yıllar boyunca toplantılara katıldılar, sorunları dinlediler, kurumlarla görüştüler, sektörün taleplerini ilgili makamlara taşıdılar. Kimi zaman eleştirildiler, kimi zaman desteklendiler. Aldıkları kararların bazıları karşılık buldu, bazıları ise acentelerin beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı.

Ancak bir gerçeği teslim etmek gerekiyor: Bu iki isim, kendi dönemleri içerisinde ellerinden gelen mücadeleyi verdiler.

Fakat tam da burada artık sorulması gereken daha zor bir soru var:

Ellerinden gelenin sınırına gelinmiş olabilir mi?

Mesele Emek Değil, Gelecek Meselesidir

Bir kişinin geçmişte çok çalışmış olması, gelecekte de aynı görevi sürdürmesinin doğal ve tartışılmaz bir hak olduğu anlamına gelmez.

Kurumsal görevler, kişilere ömür boyu verilmiş unvanlar değildir. Hele ki binlerce meslek mensubunun geleceğini ilgilendiren temsil makamları, hiç kimsenin vazgeçilmez olduğu alanlar olarak görülemez.

Buradaki mesele Levent Korkut’un veya Özgür Yılmaz’ın sektöre emek verip vermediği değildir. Verdikleri emek açıktır.

Asıl mesele, yakın gelecekte yapılacak İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi seçimlerinde acentelerin karşısına hangi vaatlerle, hangi hedeflerle ve hangi yeni yol haritasıyla çıkacaklarıdır.

Çünkü artık geçmişte ne yapıldığından çok, bundan sonra ne yapılacağı konuşulmalıdır.

Sektörün bugün karşı karşıya bulunduğu sorunlar, bundan 10 veya 20 yıl önceki sorunlardan çok daha farklıdır. Dijitalleşme, doğrudan satış kanalları, bankasüransın büyümesi, platform ekonomisi, gömülü sigortacılık, yapay zekâ destekli satış sistemleri, komisyon baskısı, artan maliyetler ve acentelerin giderek daralan hareket alanı yeni bir mücadele biçimini zorunlu kılıyor.

Bugünün acentesi artık yalnızca daha yüksek komisyon istemiyor. Varlığının, mesleki itibarının ve ekonomik sürdürülebilirliğinin korunmasını talep ediyor.

Bu kadar hızlı değişen bir yapıda temsil makamlarının da aynı yöntemlerle, aynı kadrolarla ve aynı söylemlerle yoluna devam etmesi mümkün değildir.

“Yıllardır Buradayız” Tek Başına Bir Vaat Değildir

Yaklaşan seçim sürecinde herkesin açık ve somut konuşması gerekiyor.

Acenteler artık “Biz yıllardır bu görevlerdeyiz” cümlesini tek başına yeterli bulmuyor.

Çünkü uzun yıllar görev yapmak bir tecrübe göstergesidir; ancak tek başına başarı ölçüsü değildir.

Şu soruların cevabı verilmelidir:

Acentelerin ekonomik gücünü artırmak için hangi somut adımlar atıldı?

Komisyon yapılarındaki bozulmaya karşı hangi kalıcı mekanizmalar oluşturuldu?

Acentelerin şirketler karşısındaki pazarlık gücü ne kadar artırıldı?

Dijital platformların ve doğrudan satış modellerinin yarattığı haksız rekabet konusunda hangi sonuçlar elde edildi?

Meslek standartları, eğitim, genç acentelerin sektöre kazandırılması ve acentelerin teknolojiye erişimi konusunda hangi dönüşüm sağlandı?

İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi ile SAİK arasındaki temsil ve koordinasyon ne ölçüde etkili kullanıldı?

Yıllar içerisinde çözüme kavuşturulduğu söylenen sorunların kaçı gerçekten sahadaki acentenin hayatını değiştirdi?

Bu sorular eleştiri olsun diye sorulmuyor. Bu sorular, temsil makamlarının varlık nedenini hatırlatmak için soruluyor.

Çünkü temsil makamları, yalnızca toplantılara katılmak, fotoğraf vermek, ziyaretlerde bulunmak veya sektör protokolünde yer almak için oluşturulmadı.

Bu makamların temel görevi sonuç üretmektir.

İyi Niyet Yetmez, Sonuç Gerekir

Sigorta sektörünün en büyük problemlerinden biri, uzun yıllardır iyi niyet ile başarı arasındaki farkın yeterince tartışılmamasıdır.

Bir yönetici son derece iyi niyetli olabilir. Gece gündüz çalışabilir. Her toplantıya katılabilir. Bütün taraflarla görüşebilir.

Ancak sonuç ortaya çıkmıyorsa, iyi niyetin tek başına yeterli olmadığı kabul edilmelidir.

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz’ın sektöre zarar vermek amacıyla hareket ettiklerini düşünmek haksızlık olur. Aksine, sektör için faydalı olacağına inandıkları birçok çalışmanın içerisinde yer aldıkları biliniyor.

Fakat temsil makamlarında değerlendirilmesi gereken temel kriter niyet değil, sonuçtur.

Bugün acenteler kendilerini daha güçlü hissediyor mu?

Şirketlerle ilişkilerinde daha eşit bir konumda mı?

Geleceklerinden daha eminler mi?

Yeni kuşaklar sigorta acenteliğini umut vadeden bir meslek olarak görüyor mu?

Acenteler büyüyebiliyor mu, yoksa yalnızca ayakta kalmaya mı çalışıyor?

Meslek örgütleri sahadaki acenteyi gerçekten temsil ediyor mu, yoksa giderek kendi içinde kapalı bir yönetim çevresine mi dönüşüyor?

Bu soruların cevapları yeterince güçlü değilse, yalnızca geçmiş emeklere dayanarak yeni bir dönem talep etmek doğru olmayacaktır.

Bir Dönemin Kapanması Başarısızlık Anlamına Gelmez

Türkiye’de görev değişimleri genellikle yanlış anlaşılıyor.

Bir ismin artık görevi bırakması gerektiğini söylemek, o kişiyi başarısız ilan etmek gibi algılanıyor. Oysa her dönemin bir başlangıcı olduğu gibi doğal bir sonu da vardır.

Bir siyasetçi, yönetici, başkan veya komite üyesi yıllarca görev yapabilir. Önemli hizmetlerde bulunabilir. Kurumuna katkı sağlayabilir.

Ancak bir noktadan sonra görevi yeni isimlere bırakmak da verilen hizmetin bir parçasıdır.

Hatta bazen en büyük liderlik, ne zaman çekilmesi gerektiğini bilmektir.

Bir görevi bırakmak kaybetmek değildir.

Tam tersine, yılların birikimini yeni kuşaklara aktarmak; danışmanlık yapmak, rehberlik etmek ve genç isimlerin önünü açmak son derece değerli bir tutumdur.

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz’ın sektör içerisindeki tecrübeleri elbette çöpe atılmamalıdır. Bu birikimden yararlanılmalı, görüşleri alınmalı, tecrübeleri yeni kadrolara aktarılmalıdır.

Ancak tecrübenin aktarılması ile makamın sürekli korunması aynı şey değildir.

Tecrübe, yeni kadroların önünü kesmek için değil, onların daha sağlam ilerlemesini sağlamak için kullanılmalıdır.

Sektörün Yeni Kana, Yeni Enerjiye İhtiyacı Var

Sigorta acenteliği tarihinin belki de en kritik dönemlerinden birinden geçiliyor.

Teknolojik dönüşüm çok hızlı.

Müşteri davranışları değişiyor.

Dağıtım kanalları yeniden şekilleniyor.

Sigorta şirketleri maliyetlerini azaltmaya, operasyonlarını otomatikleştirmeye ve müşteriye doğrudan ulaşmaya çalışıyor.

Bu değişimin merkezinde ise sigorta acentesinin geleceği bulunuyor.

Böylesine kritik bir dönemde temsil makamlarının da yeni bir dinamizme ihtiyacı var.

Yeni isimler, yeni fikirler ve yeni yöntemler devreye girmelidir.

Sadece yaşı genç olanlardan değil; fikri genç, mücadele azmi yüksek, başarıya aç ve sonuç almaya odaklı kişilerden söz ediyorum.

Sektör artık makamı korumaya değil, mesleği korumaya talip insanlara ihtiyaç duyuyor.

Seçildiği gün gelecek seçimin hesabını yapanlara değil, görev süresi içerisinde acentelerin hayatını değiştirecek işler üretmek isteyenlere ihtiyaç var.

Koltukla güç kazananlara değil, oturduğu koltuğa güç katanlara ihtiyaç var.

Temsil görevini bir statü alanı olarak değil, ağır bir sorumluluk olarak gören isimler öne çıkmalıdır.

Yeni İsimler Yalnızca Eleştirmekle Yetinmemeli

Elbette “Yeni isimler gelsin” demek tek başına yeterli değildir.

Yeni olmak, otomatik olarak başarılı olmak anlamına gelmez.

Sektörde bazı kişiler sadece mevcut yöneticileri eleştirerek kendilerine alan açmaya çalışıyor. Ancak eleştiri, beraberinde güçlü bir proje ve uygulanabilir bir yol haritası taşımıyorsa kısa sürede etkisini kaybeder.

Yeni adayların acentelerin karşısına sloganlarla değil, açık hedeflerle çıkması gerekiyor.

İlk 100 günde ne yapacaklarını söylemeliler.

Bir yıllık eylem planlarını açıklamalılar.

Hangi kurumlarla, hangi konularda ve hangi takvimle görüşeceklerini ortaya koymalılar.

Komisyonlar, dijital rekabet, mevzuat, eğitim, teknoloji, mesleki itibar ve ekonomik sürdürülebilirlik konusunda ölçülebilir hedefler sunmalılar.

Seçildiklerinde hangi kararların takipçisi olacaklarını açıklamalılar.

Acentelerin yalnızca oyunu değil, güvenini istemeliler.

Dolayısıyla burada savunulan şey yalnızca bir kuşak değişimi değildir.

Savunulan şey; anlayış, yöntem ve yönetim kültürü değişimidir.

Eski isimler gider, fakat eski alışkanlıklar devam ederse hiçbir şey değişmez.

Yeni yüzlerle eski düzenin sürdürülmesi, sektöre beklenen faydayı sağlamaz.

Değişim Saygısızlıkla Yapılmamalı

Bu noktada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var.

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz’ın görevi bırakması gerektiğini savunmak, onlara karşı saygısız davranılmasını meşru hâle getirmez.

Yıllarını sektöre vermiş insanlara hakaret etmek, emeklerini küçümsemek, onları sosyal medyada hedef göstermek veya bütün sorunların tek sorumlusu ilan etmek doğru değildir.

Bu sektörün daha güçlü bir gelecek kurabilmesi için önce vefa duygusunu kaybetmemesi gerekir.

Fakat vefa ile bağımlılık da birbirine karıştırılmamalıdır.

Vefa, bir kişiyi ömür boyu aynı makamda tutmak değildir.

Vefa, yaptığı hizmetleri teslim etmek, emeğine teşekkür etmek ve görev değişimini kendisine yakışır bir olgunlukla gerçekleştirmektir.

Bir dönem kapanırken o dönemde görev yapan insanlar itibarsızlaştırılmamalıdır.

Ama onların geçmişteki hizmetleri, değişimin önüne konulan bir bariyere de dönüştürülmemelidir.

Hem teşekkür etmek hem de değişim istemek mümkündür.

Hem saygı göstermek hem de “Artık yeni bir dönem başlamalı” demek mümkündür.

Olgun kurumlar tam olarak bunu yapar.

Acenteler Kişileri Değil, Geleceklerini Oylayacak

Yaklaşan İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi seçimleri bir isimler yarışından daha fazlası olmalıdır.

Acenteler sandığa giderken sadece kimin daha çok tanındığına, kimin daha uzun yıllardır görev yaptığına veya kimin daha güçlü bir çevreye sahip olduğuna bakmamalıdır.

Şu soruyu sormalıdır:

Önümüzdeki dönemde benim mesleki geleceğimi kim daha güçlü savunabilir?

Bu seçim, geçmişte yapılan hizmetlerin ödüllendirildiği bir teşekkür töreni değildir.

Bu seçim, gelecek dönemin yönetim kadrosunu belirleme sürecidir.

Geçmişte çok emek vermiş olmak elbette kıymetlidir. Ancak oy verirken belirleyici olan, geleceğe dair inandırıcı bir program ortaya koyabilmektir.

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz, yeniden acentelerin karşısına çıkacaklarsa geçmiş görev sürelerinden çok gelecek projelerini anlatmalıdır.

“Yıllardır buradayız” demek yerine, “Yeni dönemde şu sorunları şu yöntemlerle çözeceğiz” diyebilmelidirler.

Aksi hâlde yalnızca tecrübelerine ve bilinirliklerine dayanarak yeni bir dönem istemeleri, değişim talebinin yükseldiği bir ortamda yeterli olmayacaktır.

Kurumlar Kişilerden Büyüktür

Sigorta sektöründe artık güçlü biçimde yerleşmesi gereken temel anlayış şudur:

Hiç kimse vazgeçilmez değildir.

Kurumlar kişilerden büyüktür.

Meslek, yöneticilerden büyüktür.

Temsil makamları, o makamlarda bulunan isimlerden büyüktür.

Bir kişinin görevden ayrılmasıyla sistem çöküyorsa, ortada güçlü bir kurum değil, kişilere bağımlı bir yapı var demektir.

Asıl başarı, görev süresi sona erdiğinde sistemin daha sağlam biçimde devam etmesini sağlayabilmektir.

Bu nedenle uzun yıllar görev yapan isimlerin en önemli sorumluluklarından biri de kendilerinden sonra gelecek kadroların önünü açmak olmalıdır.

Gençlerin veya yeni isimlerin deneyimsiz olduğunu söyleyerek her değişim talebini bastırmak kolaydır.

Fakat deneyim, görev verilmeden kazanılmaz.

Bugün tecrübeli dediğimiz herkes, bir gün ilk kez o koltuğa oturdu.

Yeni insanlara sorumluluk verilmediği sürece sektör kendi yöneticilerini yetiştiremez.

Artık Değişimin Zamanı Geldi

Benim kanaatim açık:

Levent Korkut ve Özgür Yılmaz’ın temsil ettiği dönemin artık sonuna gelinmiştir.

Bu cümleyi bir öfkeyle, kişisel bir hesaplaşmayla veya geçmişi inkâr ederek kurmuyorum.

Tam tersine, yıllardır verdikleri emeği kabul ederek söylüyorum.

Onlar kendi dönemlerinde ellerinden geleni yaptılar.

Eksikleriyle, doğrularıyla, sonuç aldıkları ve alamadıkları çalışmalarla sektör tarihindeki yerlerini aldılar.

Fakat sektör artık farklı bir döneme giriyor.

Yeni dönemin yeni kadrolara, yeni hedeflere ve yeni bir mücadele diline ihtiyacı var.

Başarıya aç, sahayı bilen, acentenin derdiyle gerçekten dertlenen ve temsil makamlarında bulunmayı bir kariyer basamağı değil, sorumluluk alanı olarak gören isimlerin önünün açılması gerekiyor.

Bu değişim yapılırken Levent Korkut’a da Özgür Yılmaz’a da emekleri için teşekkür edilmelidir.

Onlara yakışan bir uğurlama yapılmalıdır.

Bilgi ve tecrübelerinden yararlanılmaya devam edilmelidir.

Ancak teşekkür etmek, aynı düzenin sonsuza kadar sürdürülmesi anlamına gelmemelidir.

Bazen bir sektöre yapılabilecek en büyük iyilik, zamanı geldiğinde görevi devretmektir.

Bazen en onurlu veda, alkışlar arasında yeni isimlerin önünü açmaktır.

Bazen değişim istemek vefasızlık değil, geleceğe karşı duyulan sorumluluktur.

Sigorta sektörünün bugün ihtiyacı olan da tam olarak budur:

Geçmişe saygı duyan, fakat geleceği geçmişin kadrolarına mahkûm etmeyen cesur ve olgun bir değişim.

Reklam 293Reklam 389ffReklam 156

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Erhan Navruz
Erhan Navruz TOGG ile Başlayan Sessiz Devrim: Sigorta Acenteleri Gerçek Tehdidi Görebiliyor mu?
Erhan Navruz
Erhan Navruz Geleneksel Döngülerin Sonu: 2026’da Küresel Sigortacılığı Yeniden Yazan “Mikro” ve “SaaS” Dalgası
Erhan Navruz
Erhan Navruz Değer Kaybında Yeni Dönem: Sigortalının Hakkını Korumak
Erhan Navruz
Erhan Navruz Gömülü Sigorta: Poliçe Satmaktan Hayatın Akışına Yerleşmeye
Erhan Navruz
Erhan Navruz Dünyanın Hasar Raporu: Risklerin Hızına Yetişemeyen Bir Sigortacılık Dünyası
Erhan Navruz
Erhan Navruz Sigorta Pahalı Değil, Risklerin Maliyeti Çok Yüksek
Yazarlarımız
En Güncel ve Doğru Haberler!
Sigorta Haber

Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.

2026 Sigorta Haber © Tüm hakları saklıdır.