İçeriğe geç
20 Eylül 2026, Pazar Sigorta sektörünün bağımsız haber sitesi
SON DAKİKA
SİGORTA SEKTÖRÜ Haber • Veri • Analiz
MALİ TABLOLAR
Köşe Yazıları

SEDDK’nın İnce Eleyip Sık Dokumasının Önemi

Son günlerde Tera Yatırım Holding ile ilgili basına yansıyan gelişmeleri ben de yakından takip ediyorum.

Açıkçası üzüntü verici bir durum.

Konunun sermaye piyasaları ve adli soruşturma tarafındaki bütün detaylarına hâkim olduğumu söyleyemem. Zaten devam eden bir soruşturma hakkında peşinen hüküm vermeyi de doğru bulmuyorum.

19 Eylül 2026 tarihinde basına yansıyan bilgilere göre Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile şirket yöneticilerinin de aralarında bulunduğu bazı isimler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Burada özellikle altını çizmek gerekiyor; soruşturmanın devam ediyor olması ile kişiler hakkında kesinleşmiş bir yargı hükmü bulunması aynı şey değildir.

Ben ise konuya kendi alanımdan, yani sigorta sektöründen bakmak istiyorum.

Çünkü Tera Grubu’nun son dönemde sigorta sektörüne yönelik ciddi bir ilgisi olduğunu biliyoruz.

Benim takip ettiğim kadarıyla burada iki önemli başlık vardı: Prive Sigorta ve Doğa Sigorta.

Prive Sigorta tarafında Tera Finansal Yatırımlar Holding’in şirket sermayesindeki yüzde 9 oranındaki payı bugün KAP kayıtlarında da görülüyor. Daha önce yapılan açıklamada ilave yüzde 42 oranındaki payın Tera Finansal Yatırımlar Holding tarafından değil, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen tarafından devralınmasının planlandığı kamuoyuna açıklanmıştı.

Doğa Sigorta tarafında ise daha farklı ve bence bugün çok daha dikkat çekici bir tablo bulunuyor.

Rekabet Kurumu, 7 Mayıs 2026 tarihinde Doğa Sigorta’nın hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün Tera Yatırım Bankası A.Ş. tarafından devralınması işlemine izin verdi. Ancak Rekabet Kurumu’nun izni, sigortacılık mevzuatı açısından sürecin tamamen sonuçlandığı anlamına gelmiyor.

Nitekim 18 Eylül 2026 tarihinde Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar tarafından SAB’a yapılan açıklamada da gerekli tüm onayların henüz tamamlanmadığı ve bu nedenle pay devrinin gerçekleşmediği açıkça ifade edildi. Ayrıca mevcut yönetim ve idari kadrolarda Tera lehine herhangi bir değişiklik yapılmadığı belirtildi.

İşte benim üzerinde durduğum nokta tam olarak burası.

SEDDK’nın son dönemde yeni ruhsatlarda ve sigorta şirketlerinin ortaklık yapılarındaki değişikliklerde ince eleyip sık dokuduğunu görüyoruz.

Bazen sektör içerisinde bu süreçlerin uzun sürdüğü konuşuluyor. Bazen “Neden hâlâ izin çıkmadı?” diye soruluyor. Hatta zaman zaman bürokrasinin fazla ağır işlediği yönünde eleştiriler de yapılıyor.

Ama bugün geldiğimiz noktada madalyonun diğer yüzünü de görmek gerekiyor.

Sigorta şirketi sıradan bir ticari şirket değildir.

Milyonlarca poliçe, sigortalıların hakları, hasar yükümlülükleri, teknik karşılıklar ve milyarlarca liralık finansal sorumluluk söz konusu.

Dolayısıyla bir sigorta şirketinin kime satıldığı, yeni ortağın mali gücü, itibarı ve finansal yapısı yalnızca şirketin hissedarlarını ilgilendiren bir konu değildir.

Zaten SEDDK’nın kendi çalışma esaslarında da sigorta şirketlerinin hisse devri işlemlerinin mevzuat kapsamında değerlendirildiği; sermayedarların mali gücü ve itibarı dahil çok sayıda unsurun ayrıntılı şekilde incelendiği belirtiliyor. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu da belirli oranları aşan sigorta şirketi pay devirlerini düzenleyici otoritenin iznine bağlıyor.

Şimdi bugünden geriye doğru baktığımızda şu soruyu sormamız gerekiyor:

Ya Doğa Sigorta’daki pay devri aylar önce bütün onaylarını alarak tamamlanmış olsaydı?

Bugün sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin sigorta sektörüne yansıması nasıl olurdu?

Bunu kesin olarak bilmemiz mümkün değil.

Ancak çok daha farklı bir belirsizlikle karşı karşıya kalabileceğimiz de ortada.

Burada çok önemli bir ayrımın da altını çizmek istiyorum. Kamuoyuna yansıyan soruşturma haberleri nedeniyle Doğa Sigorta’yı veya Prive Sigorta’yı bu soruşturmanın tarafı gibi göstermek doğru olmaz. Benim ulaştığım kamuya açık bilgilerde bu sigorta şirketlerinin mevcut soruşturmanın şüphelisi veya konusu olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmuyor.

Konu şirketlerin kendileri değil.

Konu, sigorta şirketlerinin ortaklık yapılarında yapılacak değişikliklerde düzenleyici otoritenin neden bu kadar dikkatli davranması gerektiği.

Belki de bugün SEDDK’nın bazı devirlerde neden acele etmediğini daha iyi anlıyoruz.

Ben bunu bir bakıma önleyici denetimin önemini gösteren çok somut bir örnek olarak görüyorum.

Elbette keşke Tera Grubu ile ilgili bugün bu gelişmeler hiç yaşanmasaydı.

Keşke böyle bir soruşturma gündeme gelmeseydi.

Çünkü bu tür gelişmeler yalnızca ilgili şirketleri veya yöneticileri değil, sermaye piyasalarına duyulan güveni de etkiliyor.

Ancak gazetecilik açısından başka bir tarafı daha var.

Ben her zaman söylüyorum:

Bir yerde yanlış varsa bunu söylemek zorundayız.

Ama doğru yapılan bir şey varsa onun da hakkını teslim etmek zorundayız.

SEDDK’yı yanlış gördüğümüz uygulamalarında nasıl eleştiriyorsak, doğru olduğunu düşündüğümüz uygulamalarında da bunu açıkça ifade etmeliyiz.

Bugün geldiğimiz noktada, sigorta şirketlerinin ruhsatlandırılması ve özellikle ortaklık yapılarındaki değişikliklerin ayrıntılı şekilde incelenmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Bence sigorta sektörünün bu gelişmeden çıkarması gereken en önemli sonuç da budur.

Sigorta sektöründe denetim bazen süreci yavaşlatabilir.

Ama bazen de o yavaşlık, sektörün çok daha büyük bir problemle karşılaşmasının önündeki en önemli güvenlik duvarı olabilir.

 

Erhan Navruz
YAZAR

Erhan Navruz

Genel Yayın Yönetmeni

Uzmanlık: sigorta, acenteler, mevzuat, finans

Yazar profili ve tüm yazıları
Sigorta Haber İndeks AğıKeşfet · Bağlan · Güncel kal