Kıskançlık yoğunlaştığında ilişkileri zedeleyebilir. Belirtileri, nedenleri ve sağlıklı başa çıkma yollarını keşfedin.


Klinik Psikolog Cumali Aydın, kıskançlık duygusunun yoğunlaşıp sürekli hale gelmesi durumunda ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Aydın, belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğünün kıskançlığı artıran başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade etti.
26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Aydın, çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğini, sosyal medyanın da bu duyguyu tetikleyebildiğini kaydetti. Aydın, doğru yönetildiğinde kıskançlığın kişisel gelişim için motivasyon kaynağına dönüşebileceğini söyledi.
Aydın, kıskançlığın psikolojide, kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını aktardı. Bu duygunun çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşandığını belirten Aydın, kıskançlığın ilişkiyi kaybetme tehdidiyle, hasedin ise başkasının sahip olduklarına odaklanmakla ilgili olduğunu ifade etti.
Bilimsel çalışmaların kıskançlığın evrimsel olarak ilişkileri koruma ve sosyal bağları sürdürme işlevi taşıdığını gösterdiğini belirten Aydın, bu nedenle her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygu olduğunu söyledi. Aydın, bu duygunun sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesinde yoğunluğu ve ifade ediliş biçiminin belirleyici olduğunu dile getirdi.
Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülebildiğini ifade eden Aydın, çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanında daha sık ortaya çıktığını belirtti.
Belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğünün kıskançlığı artıran önemli unsurlar olduğunu kaydeden Aydın, sosyal medyanın da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldiğini söyledi. İnsanların, başkalarının hayatlarının çoğunlukla en iyi ve filtrelenmiş anlarını gördüğünü belirten Aydın, bunun da bireylerin kendi yaşamlarıyla kıyaslama yapmasına neden olabildiğini ifade etti.
Aydın, insan zihninin kendini değerlendirmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğunu belirterek, bu durumun psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırıldığını aktardı. İnsanların özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkın olduğunu söyleyen Aydın, bunun çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirdiğini ifade etti.
Bu mekanizmanın evrimsel açıdan gelişim için işlevsel olabildiğini kaydeden Aydın, günümüzde özellikle sosyal medyanın etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmaların yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabildiğini belirtti.
Çocukluk deneyimlerinin bireyin ilerleyen yaşamındaki kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğini belirten Aydın, bağlanma kuramı kapsamında yapılan çalışmaların erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algıladığını aktaran Aydın, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ise terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabildiğini söyledi. Çocuklukta sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olabildiğini de sözlerine ekledi.
Aydın, kıskançlığın çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını belirtti. Başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında yer alıyor.
Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkilerin de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleri arasında sayılabileceğini ifade eden Aydın, kişinin çoğu zaman bu davranışların temelindeki duygunun kıskançlık olduğunu fark etmeyebildiğini ve bunu haklı eleştiri ya da gerçekçi değerlendirme olarak yorumlayabildiğini söyledi.
Kıskançlığın süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında işlevsel olmaktan çıkabildiğini belirten Aydın, ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan durumlarda psikolojik desteğin gerekli olabileceğini ifade etti.
Ortada somut bir kanıt bulunmadığı halde sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir sorun haline geldiğini gösterdiğini kaydetti.
Aydın, kıskançlığın doğru şekilde ele alındığında kişiye neyi arzuladığını gösterebilen bir duygu olduğunu belirtti. Bu dönüşüm için öncelikle duygunun fark edilmesi ve adlandırılması gerektiğini ifade eden Aydın, karşılaştırmanın yeniden çerçevelenmesinin önemli olduğunu söyledi.
Aydın, “Neden onda var?” sorusu yerine “O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?” sorusunun sorulmasının, kendi değerlerini netleştirmenin, ulaşılabilir hedefler belirlemenin ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmanın bu süreci destekleyebileceğini belirtti.

Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap