Akciğer kanserinde erken tanı, risk faktörleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarını öğrenerek farkındalığınızı artırın.


Akciğer kanserinin ölümcül hastalıklar arasındaki yüksek sıralaması, günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde değişmeye başlıyor. Bu alandaki güncel gelişmeleri aktarmak amacıyla Acıbadem Maslak Hastanesi’nde “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Etkinlikte, multidisipliner bir yaklaşımla Göğüs Hastalıkları, Göğüs Cerrahisi, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi ve Nükleer Tıp uzmanları akciğer kanserinde tanı ve tedaviye ilişkin en güncel bilgileri paylaştı.
Etkinliğe Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan konuşmacı olarak katıldı. Uzmanlar, erken teşhis ve doğru tedavi planlamasının hastalığın seyrinde belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Etkinliğin konukları arasında, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla tanınan oyuncu Sevil Akı da yer aldı. Akı, hasta yakını olarak annesinin akciğer kanseriyle mücadelesini anlatarak farkındalık çalışmalarının önemine değindi.
Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, kanser tedavi sürecinin bir “puzzle” gibi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çelik, tanı ve tedavi sürecinde görev alan çok sayıda uzman ve sağlık çalışanının, hastalar için en uygun tedavinin belirlenmesinde önemli rol üstlendiğini vurguladı. Çelik, parçalar doğru şekilde bir araya getirildiğinde hasta için en iyi tedavi planının oluşturulabildiğini ifade etti.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu belirtti. Özellikle son yıllarda gençler arasında artan tütün ve elektronik sigara kullanımının ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu söyledi. Elektronik sigara ve benzeri alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını vurgulayan Karan, bu ürünlerin akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açtığını ifade etti.
Dr. Babaoğlu Karan, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu, yüzde 20’sinin ise mesleki maruziyet, asbest ve benzeri çevresel faktörlerle ilişkili geliştiğini aktardı. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli tarama programlarına katılmasının önemini vurguladı.
Bu kapsamda, 50 yaş üzeri ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl kontrol yaptırmalarının hayati önem taşıdığını ifade eden Karan, düşük doz radyasyonla yapılan bilgisayarlı tomografi (BT) çekimlerinin hastalığın erken tanısında kritik rol oynadığını belirtti.
Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Çermik, PET-CT’nin bu süreçte öne çıkan bir yöntem olduğuna dikkat çekti. Bu görüntüleme yöntemi ile tümörün yalnızca varlığının değil, vücuttaki yayılımının ve biyolojik davranışının da ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini belirtti.
Prof. Dr. Çermik, böylece hastalığın evresinin net olarak ortaya konulabildiğini, buna göre en uygun tedavi planının yapılabildiğini ifade etti. Ayrıca tedaviye verilen yanıtın da PET-CT ile takip edilebildiğini, bu sayede gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebildiğini aktardı.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba, akciğer kanserinde cerrahi tedavinin başarısının doğrudan erken teşhisle ilişkili olduğunu belirtti. Özellikle erken evrede tanı alan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranlarına ulaşılabildiğini ifade eden Kaba, cerrahi tekniklerin de teknolojik gelişmelerle birlikte önemli ölçüde ilerlediğini söyledi.
Prof. Dr. Kaba, son yıllarda öne çıkan yöntemlerden biri olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesinin tamamen açılmasına gerek kalmadan, küçük kesilerle ameliyatların gerçekleştirilebildiğini aktardı. Bu yöntemle zor ameliyatların daha kontrollü ve hassas şekilde uygulanabildiğini, hastaların ise daha hızlı iyileşerek günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiklerini belirtti.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planları oluşturulduğunu belirtti.
Prof. Dr. Ölmez, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin uygun hastalarda yüz güldürücü sonuçlar verdiğini dile getirdi. Bu yaklaşımların, akciğer kanseri hastalarının yaşam süresini uzatırken aynı zamanda yaşam kalitesini artırdığını vurguladı. Ölmez, “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” ifadelerini kullandı.
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Halk arasında “ışın tedavisi” olarak bilinen radyoterapinin, özellikle ameliyat edilemeyen tümörlerin kontrolünde önemli bir tedavi seçeneği olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Özyar, radyoterapide temel amacın tümörü ışınlar yardımıyla yok etmek ya da küçültmek olduğunu belirtti. Tıbbi nedenlerle ameliyat olamayan hastalar için radyoterapinin etkili bir alternatif oluşturduğunu ifade etti. Gelişen teknoloji ile radyoterapi yöntemlerinin de yenilendiğini vurgulayan Özyar, daha hassas ve hedefe yönelik tedaviler uygulanabildiğini, bu sayede yan etkilerin azaldığını ve tedavi başarısının arttığını söyledi.
Oyuncu Sevil Akı, etkinlikte hasta yakını olarak yaşadığı süreci anlattı. Akı, annesine 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı konduğunu belirterek, ilk ameliyatın ardından dört yıl sonra hastalığın nüks ettiğini ve yeniden cerrahi müdahale gerektiğini aktardı. Geçen yıl yaşanan yeni nüks sonrası tedavinin ilaçlarla sürdüğünü söyledi.
İkinci nükste büyük bir endişe yaşadıklarını ifade eden Akı, ilaçlar ve farklı tedavi seçeneklerindeki gelişmeler sayesinde her seferinde yeni bir tedavi olanağıyla karşılaştıklarını, bu nedenle sürecin her aşamasında bir çıkış yolu gördüklerini anlattı. Güvendikleri hekimlerin yönlendirmelerinin bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirdi.
Akı, annesinin tanı aldığı ilk andan itibaren hayata tutunmayı seçtiğini, kendilerinin de hasta yakını olarak bu mücadelede yanında yer aldıklarını söyledi. Kanser tedavi sürecini inişli çıkışlı bir yolculuğa benzeten Akı, güçlü bir destek sistemi ve doğru bilgiye ulaşmanın, hastaların tedaviye tutunmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Kendi deneyimini paylaşarak benzer süreçlerden geçen kişilere umut olmak istediğini ifade etti.

Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap