Yapay zekâ, Hubble arşivinde 1.300’ün üzerinde nadir kozmik nesneyi keşfederek evrenin gizemli derinliklerine ışık tutuyor.
Sayfa İçerikleri
Toggle1990’dan bu yana evreni gözlemleyerek milyonlarca gök cismini kayıt altına alan Hubble Uzay Teleskobu, bugün astronomi dünyasının en zengin veri arşivlerinden birine sahip. Ancak böylesine büyük bir veri havuzu, gökbilimciler için önemli bir zorluk da oluşturuyor: Bu kadar geniş bir arşivi baştan sona manuel olarak inceleyip sıradışı gök cisimlerini tespit etmek neredeyse imkânsız.

Son dönemlerde gelişen yapay zekâ teknolojileri, bu devasa verilerin çok daha verimli şekilde analiz edilmesini sağlar hâle geldi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) araştırmacıları David O’Ryan ve Pablo Gómez’in geliştirdiği AnomalyMatch adlı sistem, Hubble’ın 35 yıllık arşivini yalnızca iki buçuk günde tarayarak 1.300’den fazla ender kozmik yapı tespit etti. Bu çalışmanın sonuçları Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlandı. Normal koşullarda insan araştırmacıların yıllarını alabilecek bu tür bir analiz, Hubble verileri üzerinde yapılan ilk sistematik “anomali taraması” özelliğini taşıyor.
Yapay zekâ sistemi, kütleçekimin uzay-zamanı bükerek arka plandaki ışıkları eğip yay ve halka biçimli görüntüler oluşturduğu 138 kütleçekimsel mercek belirledi. Bu tür mercekler, hem normalde Dünya’dan görülemeyen uzak gök cisimlerini gözlemlemeyi mümkün kılıyor hem de evrenin genişleme oranı ile karanlık madde dağılımının hesaplanmasında büyük rol oynuyor. Ayrıca, daha önce kayıtlarda yer almayan 417 galaksi birleşmesi, gaz kollarıyla denizanasını anımsatan 18 jellyfish galaksi ve iki çarpışmalı halka galaksi de sistem tarafından saptandı. Bunlara ek olarak, hamburger ya da kelebek şekline benzeyen öngezegen diskleri de keşfedilen örnekler arasında bulunuyor.

Hubble verilerinde bilinen sınıflama sistemlerine uymayan pek çok nesne bulundu. Araştırmaya göre tespit edilen anomalilerin yaklaşık yüzde 65’i, daha önce hiçbir bilimsel katalogda yer almamış, yani astronomi camiası için tamamen yeni gök cisimlerinden oluşuyor. ESA’dan David O’Ryan, Hubble arşivinin “keşfedilmeyi bekleyen bir hazine” sunduğunu ve yapay zekânın bu hazinenin kapılarını aralamada kilit rol oynadığını belirtiyor.
Bu proje, modern astronominin karşı karşıya olduğu “veri fazlalığı” sorununa da doğrudan çözüm sunuyor. Uzman astronomlar sıra dışı nesneleri tespit etmede oldukça başarılı olsa da milyonlarca görüntüyü tek tek incelemek gerçekçi değil. AnomalyMatch gibi sistemler, aktif öğrenme yöntemi sayesinde verilerdeki kalıpları hızla analiz edip insan uzmanlardan aldığı geri bildirimlerle kendi performansını geliştirebiliyor.
Yapay zekânın önemi, yakın gelecekte artış göstermeye devam edecek. ESA’nın Euclid misyonu hâlihazırda milyarlarca galaksiyi taramaya başladı. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen Vera C. Rubin Gözlemevi, önümüzdeki yıllarda toplamda 50 petabaytı aşkın veri üretecek. 2027’de fırlatılması planlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu da bu veri akışına eklenecek. Bu kapsamda, AnomalyMatch benzeri yapay zekâ sistemleri, gelecekte astronomi araştırmalarında veri işleme sürecini çok daha etkili ve hızlı hâle getirecek.




Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap