Global Menkul Değerler, altın ve gümüş gibi değerli metallerin piyasa trendlerini ve yatırım fırsatlarını detaylıca inceliyor.

Sayfa İçerikleri
ToggleBeş değerli metalin temel, teknik ve ETF analizlerinin değerlendirildiği bültende, yatırımcıların güvenli stratejiler geliştirmesine yardımcı olacak öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler tarafından yayımlanan rapor, altın, gümüş, bakır, platin ve paladyumun önümüzdeki döneme dair görünümünü ayrıntılı biçimde ortaya koydu.
Altının 2025 yılı itibarıyla fiyat dinamikleri bakımından özel bir süreç yaşadığı vurgulanırken, 2026’da da merkez bankalarının öncülüğünde fiziki talebin kuvvetli şekilde süreceği ifade edildi. Artan alımlar sonucunda altının yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geçerek dünyanın en büyük resmi rezerv varlığına dönüştüğü hatırlatıldı. Destekleyici para politikaları, jeopolitik riskler ve güçlü fiziki talep göz önünde bulundurulduğunda, altın fiyatlarının 2026 sonunda 5.400 USD/ons civarında dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, altını 2026 stratejisinde agresif bir getiri aracından çok; belirsiz makro koşullarda güven unsuru, reel getiri döngüsünde dengeleyici faktör ve portföy dalgalanmalarını azaltan stratejik bir varlık olarak konumladığını belirtti.
Bülten, 2025’in gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sunduğu bir dönem olduğunu vurguladı. Gümüşün yalnızca yatırım aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve çevreci teknolojilerde kilit rol oynayan sanayi metali konumunda olduğu belirtildi. 2026 görünümüne göre, endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde gümüşün altına kıyasla göreceli gücünü koruyacağı öngörüldü.
Global Menkul Değerler, gümüşün USD80–90 bandında tutunması durumunda trend yönlü pozisyon almak isteyenler için dikkatli ve kademeli alım stratejisinin ön planda olduğunu, ancak fiyatların USD76–77 altına gerilemesi halinde risklerin artabileceğini ve zarar-kes disiplininin önem taşıdığını ifade etti. Yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan seviyelerde kâr alımlarının risk-getiri dengesini koruyacağı değerlendirildi.
Bültende, bakırın küresel elektrifikasyon sürecinin merkezinde yer aldığı ve önümüzdeki 15 yılda talebin yapısal biçimde artış göstereceği belirtildi. S&P Global araştırmasına göre, küresel bakır tüketiminin 2025’te 28 milyon tondan 2040’ta 42 milyon tona yükselerek %50 artmasının beklendiği açıklandı. Bu büyümenin yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı olmadığı; kentleşme, sanayi üretimi, savunma yatırımları ile yapay zeka ve veri merkezi taleplerinin de etkili olduğu ifade edildi.
Arz tarafında yaşlanan madenler, azalan cevher kalitesi, artan yatırım ve işletme giderleri ile izin süreçlerinin uzunluğu nedeniyle birincil arzın 2030 sonrası daralma eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırı yalnızca bir emtia değil aynı zamanda stratejik ve politik değere sahip bir varlık haline getiriyor. TL bazlı haftalık grafiğin de orta ve uzun vadede yukarı yönlü trendi teyit ettiği, 5,80–5,90 bandının aşılarak kalıcılık kazanmasının yükselişin yeni bir faza geçebileceğine işaret ettiği değerlendirildi.
Platin piyasasının 2025’e önceki yıllardaki arz fazlasının ardından belirgin bir açıkla başladığına dikkat çekildi. Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatının yaklaşık 2.688 USD/ons seviyesinde olduğu ve 2025’ten bu yana %190’ın üzerinde artış kaydettiği belirtildi. Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin arz açığında belirleyici olduğu, talebin ise mücevher, sanayi ve otomotiv sektörlerinden güçlü şekilde geldiği ifade edildi. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü risk yaratırken, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini destekliyor.
Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağında esnek bir tutum sergilemesi ve emisyon standartlarını sıkı tutması, araç başına düşen platin kullanım miktarını artırıyor.
Bültende yer alan bilgilere göre, paladyum da 2025’e arz açığıyla başlayan metaller arasında yer alıyor. Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık 2.047 USD/ons seviyesinde bulunan fiyatların yıl başından bu yana %25 civarında yükseldiği kaydedildi. Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında kalması ve Güney Afrika’daki düşük üretim seviyelerinin piyasadaki sıkılığı artırdığı ifade edildi. Paladyuma yönelik talebin ağırlıklı olarak otomotiv katalizörlerinden kaynaklandığı, ancak üreticilerin maliyet ve arz riskleri nedeniyle belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçmeye başladığı vurgulandı.
Bu dönüşümün orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı olabileceği, buna karşın ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesinin fiziki piyasalarda stoklamayı artırarak kısa vadede fiyatlara destek sağladığı belirtildi.




Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap