Başvurudan Sonra Ödemek: Dosya Kapanır, Fatura Kapanmaz
Tahkim dosyalarında sık rastladığım bir senaryo var. Hak sahibi hasar veya değer kaybı için sigorta şirketine başvuruyor, kanundaki on beş iş günlük süre cevapsız geçiyor ya da gelen cevap gerekçesiz bir ret oluyor. Başvuru Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınıyor. Birkaç hafta sonra şirket, çoğu zaman yalnız asıl alacak kadar bir ödeme yapıyor ve dosyanın bu ödemeyle kapandığını düşünüyor. Hukuken durum böyle değil. Uyuşmazlığın konusu ortadan kalkıyor, ama başvuruyla doğan masraf yerinde duruyor.
Konusuz kalmak, haklı çıkmak değildir
Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi, kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkimde de kıyasen uygulanacağını söyler. HMK’nın 331. maddesine göre dava konusuz kaldığında hâkim, esas hakkında karar vermez. Yargılama giderlerini ise davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirler. Ölçü, karar günündeki tablo değildir. Başvuru günü hak sahibinin alacağı ödenmemişse, sonradan yapılan ödeme şirketi o günkü haksızlığından kurtarmaz.
Bunun pratik karşılığı şudur. Başvuru ücreti, tebligat gideri, bilirkişi ücreti ve vekil varsa avukatlık ücreti, kural olarak başvuruya sebep olan tarafta kalır. Ödeme, uyuşmazlığın asıl kısmını bitirir ama giderlerin kime yükleneceği sorusunu bitirmez.
Kısmi ve faizsiz ödemenin bedeli
İtiraz Hakem Heyeti’nin yakın tarihli bir kararında tablo oldukça netti. Başvurudan beş gün sonra şirket yalnız asıl alacağı kapsayan bir değer kaybı ödemesi yapmış, bilirkişi raporu daha yüksek bir zarar tespit edince bakiyeyi de ödemişti. Şirket, başvurudan sonra ödediği kısım yönünden hukuki yarar bulunmadığını savunarak bu kısmı da kapsayan avukatlık ücretine itiraz etti. Heyet bu itirazı reddetti. Gerekçesi açıktı: zararı zamanında gidermeyerek başvuruya sebep olan sigortacı, yargılama sırasında ödeme yapsa da avukatlık ücreti dahil bütün yargılama giderlerinden sorumludur. Karar oy çokluğuyla verildi. Bu da konunun tam oturmadığını, şirketlerin bu itirazı denemeye devam edeceğini gösteriyor.
Rakamlar da dikkat çekici. Okuduğum bir başka hakem kararında bakiye hasar yaklaşık 28 bin liraydı. Şirket bilirkişi raporundan sonra asıl alacağı, faizi, yaklaşık 4 bin liralık yargılama giderini ve kesintiler düşüldükten sonra yaklaşık 21 bin liralık avukatlık ücretini birlikte ödedi. Toplam ödeme 54 bin liraya yaklaştı. Hakem de bu ödeme üzerine giderleri tarafların üzerinde bıraktı. Yani dosyayı kapatan şey asıl alacağın ödenmesi değil, giderlerin de karşılanması oldu. Başvurudan önce ödenseydi aynı hasarın maliyeti neredeyse yarıya inecekti.
Beşte bir kuralı kimi korur?
Şirket cevaplarında sıkça “avukatlık ücreti tarifenin beşte biri olmalıdır” itirazını görüyorum. Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesindeki beşte bir kuralı, talebi kısmen ya da tamamen reddedilen taraf aleyhine hükmedilecek ücrete ilişkindir. Başvurusu kabul edilen ya da şirketin ödemesiyle haklılığı ortaya çıkan başvuran lehine ücret, tarife üzerinden belirlenir. Bu nedenle başvuru sonrasında yapılan ödemeyle ücretin de küçüleceğini varsaymak çoğu dosyada yanlış bir hesap olur.
Sektöre dört öneri
Birincisi, on beş iş günlük cevap süresi bir formalite olarak görülmemeli. Eksiksiz bir başvuruya süresinde gerekçeli cevap vermek ya da ödemeyi yapmak, sonradan doğacak giderlerin en ucuz önlemidir. Trafik sigortasında belgeler tamamlandıktan sonra sekiz iş günü içinde ödeme yapma yükümlülüğü de bu hesaba dahildir.
İkincisi, başvurudan sonra ödeme yapılacaksa yalnız asıl alacak değil, temerrüt tarihinden itibaren faiz ve o ana kadar doğan giderler de hesaba katılmalı. Faizsiz ödeme, dosyayı açık tutar ve bakiye için ayrı bir tartışma doğurur. Bilirkişi raporunu bekleyip rapordaki rakamı ödemek de çoğu zaman en pahalı seçenektir: rapor ücreti ve raporla artırılan talep üzerinden hesaplanan ücret de şirkete kalır.
Üçüncüsü, ödeme yapıldığında bu durum dekontla birlikte hemen hakeme ve karşı tarafın vekiline bildirilmeli. Bilirkişi incelemesi yapılmadan gelen bir ödeme, bilirkişi ücretini ve yeni yazışmaları baştan önler.
Dördüncüsü, hasar birimleri ile tahkim dosyalarını izleyen hukuk birimleri arasındaki bilgi akışı hızlanmalı. Dosya tahkime gittikten sonra hasar biriminin “ödedik, kapandı” kaydı, hukuk biriminin önündeki gider kalemlerini görünmez kılabiliyor.
Sigorta tahkimi, hak sahibine hızlı ve masrafı düşük bir yol sunmak için kuruldu. Bu yolun şirketler açısından da en düşük maliyetli hâli, uyuşmazlığın Komisyon’a hiç gitmemesidir. Başvurudan sonra yapılan ödeme iyi niyetin göstergesi olabilir, ama gecikmenin faturasını ortadan kaldırmaz.

