11-13 Haziran tarihleri arasında İzmir’de düzenlenecek Sigortacılık Fuarı, sektörümüz açısından yalnızca bir organizasyon olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Türkiye’de sigortacılığın gelişimi, sigorta bilincinin yaygınlaşması ve sektörün toplumla daha güçlü bağlar kurabilmesi adına bu tür etkinliklerin son derece değerli olduğunu düşünüyorum.
Yıllardır savunduğum bir görüş var: Eğer amaç sigortacılığı gerçek anlamda toplumla buluşturmak, sigorta bilincini geniş kitlelere yaymak ve sektörün görünürlüğünü artırmaksa, Türkiye’nin en büyük fuar merkezi olan İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi bu iş için en doğru adreslerden biridir. İstanbul, hem nüfus yoğunluğu hem ulaşım imkanları hem de uluslararası erişilebilirliği sayesinde sigortacılık fuarlarının küresel ölçekte büyümesi için önemli avantajlar sunmaktadır.
Ancak bu düşünce, İstanbul dışında düzenlenen organizasyonların önemsiz olduğu anlamına kesinlikle gelmez.
Tam tersine…
İzmir, Türkiye’nin fuarcılık kültürü en güçlü şehirlerinden biridir. On yıllardır birçok uluslararası organizasyona ev sahipliği yapan kent, fuar organizasyonu konusunda ciddi bir tecrübeye sahiptir. Bu nedenle İzmir’de gerçekleştirilecek Sigortacılık Fuarı’nı sektör adına son derece önemli bir adım olarak görüyorum.
Bugün dünyanın önde gelen sigortacılık fuarlarına baktığımızda hiçbirinin bir gecede ortaya çıkmadığını görüyoruz. Almanya’daki, İngiltere’deki veya Amerika Birleşik Devletleri’ndeki dev organizasyonlar yıllar boyunca yapılan yatırımlar, sektörün ortak sahiplenmesi ve sürekli gelişim anlayışı sayesinde bugünkü konumlarına ulaştılar.
Türkiye’de de benzer bir başarı hikâyesi yazılabilir.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle sektörün kendi organizasyonlarına sahip çıkması gerekiyor.
Şirketler, acenteler, brokerler, eksperler, reasürans kuruluşları, teknoloji firmaları ve sektörün tüm paydaşları bu tür etkinlikleri yalnızca ziyaret edilecek bir organizasyon olarak değil, geleceğe yapılan bir yatırım olarak görmelidir.
Bir fuarın başarısını yalnızca stant sayısıyla ölçmek doğru değildir.
Asıl başarı; kurulan iş birliklerinde, yapılan görüşmelerde, geliştirilen projelerde ve en önemlisi sigortacılığın toplumdaki görünürlüğünün artırılmasında saklıdır.
Bu noktada organizatörlere de önemli görevler düşüyor.
Sigortacılık fuarları yalnızca sektör profesyonellerinin kendi arasında buluştuğu etkinlikler olmaktan çıkmalıdır. Vatandaşın, işletme sahiplerinin, gençlerin, üniversite öğrencilerinin ve sigorta yaptırmayı düşünen bireylerin de bu organizasyonlara dahil edilmesi gerekiyor.
Çünkü sigortacılığın en büyük sorunu ürün eksikliği değil, farkındalık eksikliğidir.
Türkiye’de milyonlarca insan hâlâ sigortayı bir yatırım, güvence ve risk yönetimi aracı olarak değil, zorunlu bir masraf kalemi olarak görüyor. Bu algının değişmesi için fuarlar önemli bir fırsat sunuyor.
Elbette ilk yıllarda bazı eksiklikler yaşanabilir.
Katılım beklenen seviyede olmayabilir.
Organizasyonel aksaklıklar ortaya çıkabilir.
Tanıtım çalışmaları yeterince güçlü olmayabilir.
Bunlar son derece doğal süreçlerdir.
Önemli olan, karşılaşılan eksikliklerin bir başarısızlık göstergesi olarak değerlendirilmemesi ve her yıl üzerine koyularak ilerlenmesidir.
Dünyanın en büyük organizasyonları da mükemmel başlamadı.
Bugün sektör olarak ihtiyacımız olan şey eleştirmekten çok katkı sunmaktır.
Bu nedenle İzmir’de düzenlenecek Sigortacılık Fuarı’nın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
Sektörün her kesiminden mümkün olduğunca geniş katılım sağlanmalı, sosyal medya üzerinden duyurular yapılmalı, vatandaşların fuara ilgisi artırılmalı ve bu organizasyonun uzun soluklu bir yapıya dönüşmesi için ortak bir irade ortaya konulmalıdır.
Türkiye sigorta sektörü son yıllarda önemli bir büyüme ivmesi yakaladı.
Ancak sigortacılığın gerçek potansiyeline ulaşabilmesi için yalnızca prim üretiminin artması yetmez. Toplumun sigortaya olan bakış açısının değişmesi, sektörün görünürlüğünün yükselmesi ve sigortanın hayatın doğal bir parçası haline gelmesi gerekir.
İşte fuarlar tam da bu noktada kritik bir rol üstlenmektedir.
Bugün İzmir’de atılan adım, yarın İstanbul’da daha büyük bir organizasyona dönüşebilir.
Sonrasında ise Türkiye, Avrupa’nın ve dünyanın sayılı sigortacılık fuarlarından birine ev sahipliği yapabilir.
Bunun gerçekleşmesi hayal değildir.
Yeter ki sektör olarak sahip çıkalım, destekleyelim ve uzun vadeli düşünelim.
Çünkü güçlü bir sigorta sektörü, güçlü bir ekonomi demektir.
Ve güçlü sektörler, güçlü organizasyonlarla büyür.




Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap