Yıllardır hasar takip şirketleri, değer kaybı süreçleri ve bu alanın sigorta sektöründe oluşturduğu tahribat üzerine çok şey söyledim, çok şey yazdım. Zaman zaman bu eleştiriler karşılık bulmadı, zaman zaman görmezden gelindi. Ancak bugün gelinen noktada şunu açıkça ifade etmek gerekir: SEDDK’nın son dönemde değer kaybı ve hasar süreçlerine ilişkin ortaya koyduğu kararlı duruş, sigorta sektörü adına son derece kıymetlidir.
Değer kaybı meselesi, bana göre uzun yıllardır sektörün kanayan yaralarından biri haline gelmişti. İşin hukuki boyutunu hukukçular elbette daha iyi değerlendirir; ancak sektörün içinden bakan biri olarak gördüğüm tablo şuydu: Sigortalı, zaten hakkı olan tazminata ulaşabilmek için çoğu zaman karmaşık, yorucu ve aracılarla dolu bir sürecin içine çekiliyordu. Araya giren yapılar, alınan vekâletler, komisyonlar ve yönlendirmeler, zamanla sigortalı lehine olması gereken bir hakkı bambaşka bir ticari alana dönüştürdü.
Oysa sigortanın özü güven üzerine kuruludur. Sigortalı, bir hasar yaşadığında karşısında hızlı, şeffaf ve adil işleyen bir sistem görmek ister. Hak ettiği ödeme için kapı kapı dolaşmak, birilerine vekâlet vermek ya da sürecin içinde ne olup bittiğini anlamaya çalışmak zorunda kalmamalıdır. Değer kaybı gibi teknik bir konu, sigortalının hakkını ararken yıprandığı değil, sistemin doğal akışı içinde çözüme kavuşan bir başlık olmalıdır.
Bu nedenle yeni düzenlemeleri yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olarak görmemek gerekir. Burada esas mesele, sigortalının hak ettiği tazminata daha doğrudan, daha güvenli ve daha şeffaf şekilde ulaşabilmesidir. Hasar dosyası içinde değer kaybının da hesaplanması, bağımsız eksper atama süreçlerinin güçlendirilmesi ve aracı yapıların etkisinin azaltılması, doğru uygulandığında sektörde çok önemli bir sorunu ortadan kaldıracaktır.
Açıkçası ben bu süreci büyük bir memnuniyetle izliyorum. Çünkü yıllardır dile getirilen bir problemin sonunda somut adımlarla ele alınması, sektör adına umut vericidir. Burada SEDDK’yı da ayrıca tebrik etmek gerekir. Özellikle son dönemde bu konuda ortaya konulan istikrarlı ve kararlı duruş, sigortalı lehine atılmış güçlü bir adımdır.
Elbette her düzenlemede olduğu gibi burada da asıl belirleyici olan uygulama olacaktır. Sistem tam anlamıyla işler, sahada doğru uygulanır ve sigortalının gerçekten lehine sonuçlar üretirse, değer kaybı üzerinden yıllardır büyüyen ciddi bir sorun büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Bu da yalnızca sigortalı için değil, sigorta şirketleri, eksperler ve sektörün tamamı için daha sağlıklı bir zeminin oluşması anlamına gelir.
Bugün mesele kimin haklı çıktığı meselesi değildir. Mesele, sigortalının hakkının korunmasıdır. Eğer bir düzenleme sigortalının hakkına daha kolay ulaşmasını sağlıyor, aradaki gereksiz yapıları azaltıyor ve sektörde güveni güçlendiriyorsa, buna açıkça destek vermek gerekir.
Ben de yıllardır eleştirdiğim bu konuda atılan adımları son derece olumlu buluyorum. Çünkü sigorta sektörünün geleceği, karmaşık süreçlerde değil; güven veren, hakkaniyetli ve şeffaf uygulamalarda yatıyor. Değer kaybı ve hasar takip organizasyonlarıyla ilgili alınan son aksiyonlar da bu açıdan, doğru yönde atılmış çok önemli adımlardır.



Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap