Tesla, ilk kasko poliçesini “InsureMyTesla” adı altında 2019 yılında dijital platformlar aracılığıyla satışa sundu. 2024 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla bu girişim, 110 milyon dolara yakın bir prim üretim hacmine ulaşmış durumda. E-ticaret markası Alibaba’nın finansal hizmetler kolu olan Ant Insurance ise Taobao platformu üzerinden düşük primli iade koruma sigortaları sunarak, küresel e-ticaret döngüsünün içine sigortayı…
Tesla, ilk kasko poliçesini “InsureMyTesla” adı altında 2019 yılında dijital platformlar aracılığıyla satışa sundu. 2024 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla bu girişim, 110 milyon dolara yakın bir prim üretim hacmine ulaşmış durumda. E-ticaret markası Alibaba’nın finansal hizmetler kolu olan Ant Insurance ise Taobao platformu üzerinden düşük primli iade koruma sigortaları sunarak, küresel e-ticaret döngüsünün içine sigortayı entegre edeli neredeyse 14 yıl oldu. Yaklaşık on dört yıllık süreçte paylaşılan verilere göre bu model kapsamında 600 milyon adedin üzerinde satışa ulaşıldı. Küresel mobilite platformu Uber, yolculuk sırasında otomatik olarak devreye giren kaza ve sağlık sigortaları ile sürücüler için gelir kaybı ve araç sigortası tasarımları sayesinde sigortayı kullanıcılarının yolculuk deneyiminin doğal bir parçası hâline getirirken, mobilite ekosisteminde sigortanın görünmez entegrasyonunu da sağlamış oldu.
Bu örnekler hem küresel ölçekte hem de yerel pazarlarda çoğaltılabilir niteliktedir. Sigorta sektörü dışında faaliyet gösteren şirketlerin sigorta ürün ve hizmetlerini kendi dijital platformlarına entegre etmeleri, aslında yeni bir yaklaşım değildir. Geçmişte havaalanlarında uçuş öncesinde sunulan hayat sigortaları, araç kiralama kontuarlarında satılan sigortalar, otomobil bayilerinde finansmanla birlikte önerilen poliçeler ya da beyaz eşya satın alımlarında sunulan uzatılmış garanti ürünleri bu modelin erken dönem uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu örneklerin tamamında sigorta, ana ürün ve hizmetten ayrışan, ayrı bir satın alma kararı gerektiren ve temel deneyime entegre olmayan opsiyonel bir ürün olarak konumlandırılmıştır. Günümüzde ise bu yaklaşım çok daha ileri ve farklı bir aşamaya evrilmiştir. Sigorta unsuru, kullanıcı deneyiminin doğal akışı içinde, dijital ürün ve hizmet süreçlerine doğrudan entegre edilmekte ve çoğu zaman fark edilmeden sunulmaktadır. Bu yapı içerisinde sigorta, bağımsız bir ürün olmaktan çıkarak platformlarda sunulan ürün ve hizmetlerin ayrılmaz bir tamamlayıcısı hâline gelmiştir.
Bu durum, sigorta sektörü değer zinciri, dağıtım yapısı ve belki de en dikkat çekici olanı, sigorta sektörünün uzun yıllar aynı seviyede müşteriyle kurduğu ilişkinin yeniden tanımlandığı bir kırılma noktası olarak değerlendirilebilir. Peki bu kırılma sadece dijitalleşme merkezli bir kırılma mı? Dijital dönüşüm bu kırılmanın teknik ön koşulunu oluşturmakla birlikte, sigortacıların karşı karşıya kaldığı asıl ayırt edici durum; sigorta sektörü dışındaki firmaların sigortayı kendi ürün ve hizmetlerine değer katan stratejik bir bileşen olarak yeniden konumlandırmalarıdır. Bu yaklaşım, sigortacılıkta sadece operasyonel değil, biçimsel ve kavramsal bir dönüşüme işaret etmektedir.
Değer Katmanı Olarak Sigortacılık
Bu aşamadan sonra sigorta poliçesi, ayrı ve standart bir finansal ürün olmaktan çıkarak; dijital ürün ve hizmetlerin kullanım süreçleri içinde şekillenen, müşteri yolculuğuna entegre, tamamlayıcı bir değer katmanı hâline gelmektedir. Sigortanın bu şekilde platformlar ve ekosistemler içine gömülmesini, bu konuyla ilgili yayımlanan birçok makalede belirtildiği gibi, yalnızca yeni gelir akışları yaratan bir konu olarak ele almanın eksik bir yaklaşım olacağını düşünüyorum. Zira bu dönüşüm, veriye dayalı tasarım ve gerçek zamanlı risk yönetimi ekseninde sigorta değer zincirinin uçtan uca yeniden kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
McKinsey & Company’nin “Embedded Insurance and How Insurers Can Benefit” başlıklı raporunda dikkat çeken; sigortanın bağlamsal koruma modelleri üzerinden tanımlanması ve satın alma deneyimini tamamlayan bir değer katmanı olarak platformlara entegre edilmesi yaklaşımı, ilk okunduğunda kafa karıştırıcı ve soyut bir ifade gibi görünse de sigortanın statik ürün paketleri yerine, kullanıcının içinde bulunduğu an, ortam, davranış ve risk parametrelerine dayalı olarak dinamik biçimde devreye giren, çoğu zaman görünmez, gömülü ve önleyici bir değer katmanı olarak kurgulanmasını anlatmaktadır. Bu yaklaşımda sigorta, sadece hasar sonrası tazminat sağlayan bir mekanizma olmaktan çıkarak; platformlar ve ekosistemler içinde gerçek zamanlı risk algılama, yönlendirme ve risk önleyici fonksiyonlar üstlenen entegre bir yapıya dönüşmektedir.
Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, sigortanın müşteri deneyimi içindeki konumu, sigorta tarihinde hiç olmadığı kadar köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Sigortanın, sadece satın alınan bir ürün olmaktan yavaş yavaş çıkarak, dijital deneyimin doğal ve çoğu zaman fark edilmeyen bir parçası hâline gelmesi, sektör açısından geri dönülmez bir evreye girildiğini göstermektedir.
Bu alandaki analizlerini ve yazılarını yakından takip ettiğim Simon Torrance’a göre, küresel sigorta pazarı yaygın kanaatin aksine talep eksikliğiyle değil; esas olarak dağıtım kanallarının yetersizliği ve sigorta ürünlerinin müşteri deneyiminden kopuk biçimde tasarlanmasıyla sınırlanmaktadır. Torrance, sigorta poliçelerinin çoğu zaman satın alma anında ana deneyimden ayrışan, yüksek sürtünmeli ve kopuk bir formatta sunulmasının, mevcut koruma ihtiyacının etkin biçimde karşılanmasını zorlaştırdığını vurgulamaktadır.
Bu çerçeveyi daha da netleştirmek gerekirse; şirketlerin yalnızca ürün ve hizmet satmakla yetinmeyip sundukları deneyimi temel rekabet unsuru hâline getiren Deneyim Ekonomisi’nin gelişmesi, dağıtım kanallarının platformlar lehine yeniden şekillenmesi, sigorta ürün ve hizmetlerinin yeniden tasarlanmasını mümkün kılan teknolojik altyapılar ile regülasyonel esneklikler, sigortanın satın alma deneyimini tamamlayan bir değer katmanı olarak konumlanmasını mümkün kılan temel faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu bağlamda, Torrance’ın işaret ettiği dağıtım kanalları ve ürün tasarımı yetersizliklerine günümüz koşullarında en net ve sürdürülebilir çözümün gömülü sigortacılık olduğunu söyleyebiliriz.
Aslına bakıldığında gömülü sigortacılık, geleneksel sigorta sektörü aktörleri için net bir stratejik yol ayrımına işaret etmektedir. Bu yol ayrımını netleştirmek amacıyla şu soruyu sormak gerekebilir: Müşteri arayüzünü sahiplenen ön yüz stratejisini sürdürmek mi, yoksa müşteri deneyimini üçüncü taraf platformlara bırakarak API’ler üzerinden altyapı ve risk taşıyıcılığı rolünü üstlenmek mi?
Bu stratejik dönüşüm, Munich Re Economics tarafından hazırlanan “Global Insurance Potential Index & Global Insurance Protection Gap” raporunda ortaya konulan verilerle daha net anlaşılmaktadır. Rapora göre, dünya genelinde yıllık sigorta primi hacmi yaklaşık 7 trilyon ABD doları seviyesindeyken, ihtiyaç duyulmasına rağmen satın alınmayan sigorta tutarı, diğer bir ifadeyle koruma açığı, yine yaklaşık 7 trilyon ABD doları düzeyindedir. Bu iki büyüklük birlikte değerlendirildiğinde, küresel sigorta sektörünün önünde toplam 14 trilyon dolarlık bir büyüme ve değer yaratma potansiyeli bulunduğu görülmektedir.
Buradan bakıldığında, küresel ölçekteki 7 trilyon dolarlık koruma açığının temel nedeninin, Torrance’ın da belirttiği gibi, sigorta ürün ve hizmetlerinin gerçek ihtiyaç anlarında müşterilerin karşısına yeterince entegre ve anlamlı bir yapıda çıkamaması olduğu sonucuna varılabilir. Şöyle ki; The Geneva Association’ın “Insurance Coverage and Financial Inclusion” başlıklı raporuna göre, dünya genelinde sigortasız nüfus oranı hâlen %50’nin üzerindedir. Ancak dijital platformlar aracılığıyla, özellikle e-ticaret ve fintech ekosistemleri üzerinden sigorta ürünleri sunulduğunda erişim oranlarında %20–30 seviyesinde artış sağlanabilmektedir. Geleneksel sigorta modellerinde düşük gelirli grupların kapsama oranı %15–20 bandında kalırken, gömülü sigortacılık sayesinde bu oran %35–40 seviyelerine ulaşabilmektedir.
Bu sayısal veriler, bir bakıma gömülü sigortacılığın matematiksel gerekçeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunlar toplamında, gömülü sigortacılığın erişimi genişleten, maliyetleri düşüren ve sigortacılığın kapsama mantığını yeniden şekillendiren stratejik bir kaldıraç olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla gömülü sigortacılık kapsamında sigorta şirketlerinin ön yüzden geri çekilmesi bir değer kaybı değil; tam tersine, sigortayı görünür kılmaya çalışmak yerine etkin kılmayı hedefleyen stratejik bir tercih olarak değerlendirilmelidir.
Gömülü sigortacılığın küresel sigorta endüstrisi içindeki pay dağılımları ve kırılımları, sigorta sektörünün geçirmekte olduğu tasarımsal dönüşüme ilişkin önemli göstergeler sunmaktadır. Küresel sigorta sektörünün toplam prim hacmi yaklaşık 7–7,5 trilyon ABD doları seviyesindeyken, gömülü sigortacılığın bugün itibarıyla ürettiği yıllık prim geliri 120–150 milyar ABD doları aralığındadır. Bu büyüklük, toplam prim üretimi içinde yaklaşık %2’lik bir paya karşılık gelmektedir.
Bununla birlikte, gömülü sigortacılık etkisinin 2020 yılı baz alındığında, sigorta sektörü dışındaki firmaların; e-ticaret, mobilite, finansal teknolojiler ve sağlık gibi dijital ekosistemler üzerinden sigortayı entegre biçimde sundukları modeller aracılığıyla yarattıkları toplam ekonomik hacmin yaklaşık 3 trilyon ABD doları seviyesinde olduğu görülmektedir. Bu büyüklük, gömülü sigortacılığın asıl değerinin primden ziyade sigorta dışı sektörlerin yarattığı ekosistem etkisi ve kaldıraç gücünden kaynaklandığını göstermektedir.
Son olarak Economist Impact’in “Revealing the Paths to 2040: Four Possible Scenarios for Insurance” başlıklı raporuna da değinmek isterim. Raporda, 2040 yılına yönelik olarak kurgulanan dört farklı gelecek senaryosu ele alınmaktadır. Bu senaryoların kesişim kümesinde, sigorta sektörünün karmaşık riskleri anlamlı, güvenilir ve insan merkezli deneyimlere dönüştürebilme yetkinliğinin kritik bir belirleyici olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu dönüşümün en görünür alanlarından biri ise sigortanın, gömülü modeller aracılığıyla sigorta sektörü dışında faaliyet gösteren firmaların sunduğu ürün ve hizmetlerin doğal bir parçası hâline gelmesidir. Fintech ve insurtech ekosistemlerinin etkisiyle sigorta, bağımsız bir ürün olmaktan çıkarak alışverişten mobiliteye, sağlıktan finansal hizmetlere kadar uzanan geniş bir bağlamda adeta yeniden tasarlanmaktadır.
Bu noktada gömülü sigortacılık, yalnızca yeni bir ürün tasarımı ya da alternatif bir dağıtım modeli olarak değil; fintech ve insurtech ekosistemleri üzerinde çalışan, sigorta faaliyetlerinin nasıl üretileceğini, sunulacağını ve deneyimleneceğini belirleyen bir altyapı katmanı olarak konumlanmaktadır. Ödeme sistemleri, açık bankacılık altyapıları, API tabanlı entegrasyonlar ve gerçek zamanlı veri işleme kabiliyetleri sayesinde insurtech platformları, sigortayı bağımsız bir finansal üründen çıkararak dijital deneyimlerin tamamlayıcı bir unsuru hâline getirmektedir. Bu yapı içinde sigorta, ayrı bir satın alma kararından ziyade; ticaret, mobilite, finansman ve hizmet kullanım anlarında, ihtiyaç ortaya çıktığında devreye giren bir değer katmanı olarak tasarlanmaktadır.
Sigorta sektöründe tasarımın gücü, yalnızca sigorta ürün ve hizmet biçimlerinin geliştirilmesinin çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bu güç; fintech ve insurtech altyapıları ile çalışan, kullanıcı deneyimiyle bütünleşen ve platformlara hızla entegre olabilen, dijital platformların sunduğu hizmetler içinde sigortayı vazgeçilmez bir değer katmanı olarak konumlandıran yeni bir sigortacılık anlayışına karşılık gelmektedir.





Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap