Sigorta Fiyatlandırmasında Risk Temelli Yaklaşım
Sigorta Bilgi Enstitüsü (Triple-I), mülk ve kaza sigortasında risk temelli fiyatlandırmaya ilişkin yanlış algılarla ilgili bir sorun özeti yayımladı. Raporda, bazı kişilerin bu yaklaşımı haksız bulduğu, ancak aslında sistemin sigorta sektörünün sürdürülebilirliği için kritik önem taşıdığı vurgulandı.
Risk temelli fiyatlandırma, aynı teminat düzeyi için sigortalı kişi veya mülke özgü risk faktörleri doğrultusunda farklı primler belirlenmesi anlamına gelir. Bu sistem, düşük riskli sigortalılara uygun primler sunarken, sigorta şirketlerinin tüm müşterilerin tazminatlarını karşılayabilecek finansal kaynaklara sahip olmalarını sağlar.
Triple-I CEO’su Sean Kevelighan konuyla ilgili olarak, “Risk temelli fiyatlandırma olmadan, düşük riskli tüketiciler yüksek riskli olanları sübvanse etmek zorunda kalırdı.” ifadelerini kullandı. Bu durumun uzun vadede sigorta şirketlerinin finansal istikrarını tehlikeye atabileceğini belirtti.
Adalet Algısı ve Fiyatlandırmada Farklılıklar
Rapor, aktüeryal açıdan sağlam fiyatlandırma faktörlerinin bazen haksızlık olarak algılanabileceğini belirtiyor. Örneğin, krediye dayalı sigorta puanları, coğrafi konum, ev sahipliği durumu veya motorlu taşıt kayıtları primlerin belirlenmesinde etkili olabiliyor. Bu tür faktörler bazı kesimler tarafından adaletsiz olarak değerlendirilebilir.
Sigorta şirketleri bu karmaşayı önlemek için aktüer ve veri bilimci ekipleriyle çalışarak, adil olmayan ayrımcılığı önlerken farklı risk değişkenlerini ölçüp ayırt etmeye özen gösterirler.
İklim Değişikliği ve Enflasyonun Etkileri
Triple-I raporuna göre, iklimle ilgili riskler ve enflasyon sigorta fiyatlandırmasını her zamankinden daha karmaşık hale getirmiştir. Eskiden orman yangınları veya kasırga kaynaklı sel baskınlarına karşı daha az savunmasız olan bölgeler, günümüzde artan doğal afet riskleriyle karşı karşıyadır. Ayrıca insanlar giderek daha fazla yüksek riskli kıyı bölgelerine taşınmaktadır.
Çözüm Önerileri ve İş Birliği Çağrısı
Rapor, sigorta şirketleri, hükümetler ve diğer paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği çağrısında bulunuyor. Bu kapsamda, bina yönetmeliklerinin modernize edilmesi, dayanıklı altyapı yatırımları yapılması ve ev sahiplerine risk azaltıcı önlemler için teşvik sağlanması öneriliyor.
Ayrıca raporda, sigorta şirketlerinin kârlılığını aşırı şekilde kısıtlayan fiyat düzenlemelerinden kaçınılması konusunda da uyarı yer alıyor. Bu düzenlemelerin uzun vadede sigortayı daha pahalı ve erişilmez hale getirebileceği ifade ediliyor.
Kevelighan, “Güçlü bina yönetmelikleri ve proaktif önlemler, hem toplulukların korunması hem de sigortanın uygun fiyatlı kalması açısından çok önemlidir.” diyerek bu yaklaşımın sigorta şirketlerinin finansal gücünü koruyacağını vurguladı.





