Murat Çiftçi, jeopolitik risklerin yatırım kararları ve sigorta teminatlarında nasıl belirleyici hale geldiğini değerlendiriyor.


IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, yatırımcıların geçmişte daha çok pazar büyüklüğü, iş gücü maliyeti ve regülasyona odaklandığını, bugün ise yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme ve transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarı da birlikte değerlendirdiğini söyledi.
Çiftçi, kırılganlığın artık yalnızca savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirterek Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyasının yatırımcılar açısından daha hassas görüldüğünü ifade etti. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025-2026 risk raporlarında da özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekildiğini aktardı.
Çiftçi, klasik poliçelerin tek başına yeterli görülmediğini belirterek piyasada siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi, ticaretin aksaması ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapıların daha fazla öne çıktığını söyledi.
Özellikle çok uluslu şirketlerde bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkileyebildiğini vurgulayan Çiftçi, sigorta çözümlerinin de bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük geliştiğini ifade etti. Lloyd’s ve uluslararası broker raporlarının, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösterdiğini söyledi.
Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans ve izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda kritik hale geldiğini belirtti.
Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımlarının bu açıdan öne çıktığını kaydeden Çiftçi, kapsam tarafında temel başlıkların kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi olduğunu ifade etti. Dünya Bankası Grubu’na bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı’nın da siyasi risk sigortasını bu çerçevede tanımladığını ve başlıca teminatları transfer kısıtları, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıraladığını aktardı.
Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre reasürans tarafında tablo tamamen iştah kaybı şeklinde değil; daha seçici, veri odaklı ve şartlı bir iştah öne çıkıyor. Kapasitenin bazı alanlarda güçlü kalmaya devam ettiğini, ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetiminde daha hassas bir yaklaşım izlendiğini belirtti.
Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde underwriting süreçlerinin daha ayrıntılı yürütüldüğünü ifade eden Çiftçi, buna karşılık bazı specialty alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin sürdüğünü söyledi. 2025-2026 piyasa raporlarının, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösterdiğini kaydetti.
Çiftçi, yatırım kararı verilirken sadece ülkenin mevcut görünümüne değil, olası şoklara karşı dayanıklılığına da bakıldığını söyledi.
Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş risklerinin bulunduğunu belirtti. Sektöre göre ağırlıkların değiştiğini; enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide ise veri egemenliği ve ihracat kısıtlarının daha belirleyici hale geldiğini ifade etti. Uluslararası Enerji Ajansı’nın da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladığını söyledi.
Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı en çok tercih edilen stratejinin tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak olduğunu belirtti.
Bu yapının içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet ve terör, savaş riski, contingent business interruption, trade credit, marine war ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümlerin yer alabildiğini söyledi. Şirketlerin ayrıca programlarını bölge bazlı ayırdığını, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritaladığını ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ettiğini aktardı. Piyasadaki eğilimin, korumayı yalnızca hasar sonrası ödeme anlayışından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği yaklaşımına taşımak yönünde olduğunu ifade etti.
Şirketlerin jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında da önleyici mekanizmalar kullandığını belirten Çiftçi, en etkili yaklaşımın sigortayı tek çözüm olarak görmemek olduğunu söyledi.
Çiftçi, şirketlerin ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleriyle eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme planı oluşturması ve operasyonel esnekliğini artırması gerektiğini ifade etti. Şirketlerin hukuki yapıyı güçlendirmesi, yatırım aracını doğru ülkede ve doğru sözleşme mimarisiyle kurması, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmesi ve yerel ortak seçiminde titiz davranmasının önem taşıdığını kaydetti. Tek ülke, tek tedarikçi ve tek rota bağımlılığının azaltılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmalarının da bu süreçte önem kazandığını belirtti.
Çiftçi, 2026 ve sonrasında sigorta ürünlerinin daha modüler, daha parametrik ve daha senaryo odaklı hale geleceğini söyledi.
Önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimin birlikte öne çıkmasının beklendiğini ifade etti. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporunun da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha karmaşık bir risk ortamına işaret ettiğini aktardı. Sigorta sektörünün de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneldiğini söyledi.

Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap