TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut, 2027-2029 Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Korkut, sigorta sektörünün ekonomik ve toplumsal dayanıklılık açısından stratejik bir role sahip olduğunu belirterek, bu rolün güçlü ve sürdürülebilir bir acentelik sistemiyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Korkut, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemde izleyeceği politikalara ilişkin önemli bir yol haritası ortaya koyduğunu belirtti.
Programda fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme, finansal istikrar, ekonomik dayanıklılık, dijital dönüşüm, üretken kapasitenin güçlendirilmesi ve özel sektörle düzenli istişare başlıklarının öne çıktığını kaydeden Korkut, Türkiye Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Birliği Başkanı Ahmet Yaşar’ın sigorta sektörünü ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın önemli unsurlarından biri olarak değerlendirmesine de değindi.
“Sigortanın stratejik rolü acenteler olmadan tam anlamıyla hayata geçirilemez”
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak sigortayı yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir finansal ürün olarak değerlendirmediklerini belirten Korkut, sektörün ekonomik büyüme, yatırım, istihdam, ihracat ve vatandaşların varlıklarının korunması açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Korkut, Türkiye’de sigortanın vatandaş, esnaf, KOBİ, sanayici ve işletmelerle buluştuğu temel temas noktalarından birinin sigorta acenteleri olduğunu belirterek, acentelerin yalnızca satış ve dağıtım kanalı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Acentelerin risk analizi yaptığını, doğru teminat konusunda danışmanlık sunduğunu, sigorta bilincinin artırılmasına katkı sağladığını, hasar süreçlerinde sigortalının yanında yer aldığını ve KOBİ’ler ile işletmelerin risk yönetimine destek verdiğini ifade eden Korkut, acentelerin sigorta ürünlerinin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasında da önemli rol üstlendiğini kaydetti.
Korkut, OVP kapsamında hedeflenen sigorta penetrasyonunun artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine kavuşturulmasının güçlü ve sürdürülebilir bir acentelik yapısını gerekli kıldığını belirtti.
Adil rekabet ve kanallar arası fiyat eşitliği vurgusu
Korkut, önümüzdeki dönemde sigorta şirketlerinin farklı dağıtım kanalları arasındaki fiyatlama politikalarının da gündemde tutulması gerektiğini ifade etti.
Bazı sigorta şirketlerinde aynı veya benzer risk ve teminat yapısına sahip ürünlerde şirketlerin kendi dijital kanalları, doğrudan satış kanalları, banka ve kurumsal dağıtım kanalları ile acente kanalı arasında farklı prim ve fiyat uygulamalarının görülebildiğini belirten Korkut, dağıtım kanallarının maliyet yapılarından kaynaklanan makul ve objektif fiyat farklılıklarının bulunabileceğini kaydetti.
Korkut, kanal farklılığının sigorta acentesini rekabet edemez hale getiren bir fiyat avantajına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Acentelerin danışmanlık hizmeti, müşteriye erişimi, poliçe öncesi ve sonrası hizmetleri ile hasar sürecindeki katkılarının dikkate alınması gerektiğini belirten Korkut, acentelerin şirketlerin kendi dağıtım kanalları karşısında yapısal bir fiyat dezavantajıyla karşılaşmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.
Bu kapsamda Korkut, aynı risk, aynı teminat ve aynı ürün için kanal bazlı fiyat farklılıklarının hangi objektif kriterlere dayandığının şeffaf hale getirilmesini, şirketlerin dijital kanalları ile acente kanalları arasında adil rekabet koşullarının oluşturulmasını ve kanal maliyetleri gerekçe gösterilerek acentelerin ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyecek uygulamalardan kaçınılmasını istedi.
Korkut ayrıca şirketlerin kendi dağıtım kanallarının acente kanalının aleyhine olacak şekilde çapraz sübvansiyonlarla desteklenmemesi gerektiğini belirtti.
“Dijitalleşme acenteyi güçlendiren bir dönüşüm olmalı”
Dijitalleşmeye karşı olmadıklarını ifade eden Korkut, dijital dönüşümü desteklediklerini belirtti.
Korkut, dijitalleşmenin acenteyi ortadan kaldıran değil, acenteyi güçlendiren bir yapıda olması gerektiğini ifade ederek, rekabetin fiyat, hizmet ve teknoloji alanlarında yapılmasının ve aynı şirketin farklı dağıtım kanalları arasında adil, şeffaf ve öngörülebilir kurallar uygulanmasının sektörün geleceği açısından önemli olduğunu kaydetti.
“Reel büyüme yalnızca prim artışı değildir”
OVP’de fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda 2027 yılı için yüzde 21, 2028 yılı için yüzde 13,5 ve 2029 yılı için yüzde 9 TÜFE öngörüsünün yer aldığını hatırlatan Korkut, bu hedeflerin gerçekleşmesi halinde sigorta sektörünün yalnızca nominal prim üretimini artırmaya değil, reel olarak daha fazla vatandaşın ve işletmenin sigorta kapsamına alınmasına odaklanması gerektiğini belirtti.
Korkut, bunun için ulaşılabilir sigorta ürünleri, sağlıklı ve sürdürülebilir fiyatlama, adil rekabet, güçlü acentelik yapısı, sürdürülebilir komisyon sistemi ve sigortalıya gerçek anlamda danışmanlık sunan dağıtım modelinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Afet risklerinde acentelerin rolü
OVP’de ekonomik dayanıklılık ve arz şoklarına karşı direncin artırılmasının önemli hedefler arasında yer aldığını belirten Korkut, Türkiye’nin yaşadığı büyük afetler dikkate alındığında sigortanın ekonomik dayanıklılık açısından önemli araçlardan biri olduğunu söyledi.
2023-2026 dönemindeki deprem harcamalarının 2026 yılı fiyatlarıyla 5,4 trilyon TL’ye, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşacağının belirtildiğini aktaran Korkut, afet risklerinin yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanmasının sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Korkut, zorunlu ve ihtiyari afet sigortalarının yaygınlaştırılmasının yanı sıra vatandaşın doğru bilgilendirilmesi ve sigorta bilincinin artırılmasının da önemli olduğunu belirterek, acentelerin bu noktada kamu ile vatandaş arasında köprü görevi üstlendiğini kaydetti.
KOBİ ve ihracatçılarda sigorta vurgusu
OVP’nin üretim, ihracat, finansmana erişim ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik hedeflerini de değerlendiren Korkut, KOBİ’ler ve ihracatçıların ticari faaliyetlerini sürdürebilmeleri için risklerinin güvence altına alınmasının önem taşıdığını ifade etti.
Korkut, sigorta sektörünün büyümesinin yalnızca şirketlerin bilanço büyüklükleriyle değil, Türkiye ekonomisindeki sigortalılık oranının ve sigorta korumasının genişlemesiyle ölçülmesi gerektiğini belirtti.
“Sigorta Sektörü OVP Çalışma Grubu” önerisi
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak OVP’de yer alan “özel sektörle düzenli istişare” yaklaşımının sigorta sektöründe de somutlaştırılmasını önerdiklerini belirten Korkut, “Sigorta Sektörü OVP Çalışma Grubu” kurulması çağrısında bulundu.
Korkut, çalışma grubunda Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri ve Eksperleri İcra Komiteleri, Türkiye Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Birliği, Brokerler Derneği ve sektörün diğer ilgili paydaşlarının yer almasını önerdi.
Çalışma grubunun şu başlıklarda somut çalışmalar yürütmesini önerdiklerini belirten Korkut, sigorta penetrasyonunun artırılması, afet ve iklim risklerinin daha geniş ölçekte sigortalanması, KOBİ’lerin sigorta kapsamının genişletilmesi, sigorta acentelerinin ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması, dijital ve geleneksel dağıtım kanalları arasında adil rekabetin oluşturulması, kanal bazlı fiyatlama ve prim farklılıklarının objektif ve şeffaf kriterlere bağlanması, dijital dönüşümün acenteleri dışlamayan bir yapıya kavuşturulması ile sigorta bilinci ve finansal okuryazarlığın artırılmasını sıraladı.
“Sektörün tamamını birlikte büyütmeliyiz”
Türkiye Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Birliği ile sigortanın Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir sektör olduğu konusunda aynı noktada olduklarını belirten Korkut, stratejik bir sektörün güçlü olmasının yalnızca sigorta şirketlerinin büyümesine değil, acentelerin, brokerların, eksperlerin ve diğer sektör paydaşlarının da sürdürülebilir bir yapıya sahip olmasına bağlı olduğunu ifade etti.
Korkut, sektörün geleceğinin “şirketler mi, acenteler mi?” yaklaşımıyla değil, “şirketler ve acenteler birlikte nasıl daha güçlü olabilir?” anlayışıyla ele alınması gerektiğini belirtti.
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak adil rekabet, şeffaf fiyatlama, sürdürülebilir acentelik modeli ve güçlü istişare mekanizmalarının kurulmasını Türkiye sigorta sektörünün önümüzdeki dönemdeki büyümesinin temel şartlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Korkut, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Türkiye ekonomisi büyürken sigorta sektörü de büyümeli; ancak bu büyüme sigortalının daha fazla korunması, acentelerin güçlenmesi ve sektörün tüm paydaşlarının sürdürülebilirliği üzerinden gerçekleşmelidir. Çünkü daha güçlü Türkiye ekonomisi için daha fazla sigorta; daha fazla sigorta için ise güçlü, sürdürülebilir ve güvenilir acenteler şarttır.”





