Reasürans Piyasasında 2026’ya Girerken Artan Jeopolitik Riskler
Reasürans sektörü, 2026 yılı Ocak ayına adım atarken jeopolitik gerilimler ve yapısal dönüşümlerin belirlediği bir tabloyla karşı karşıya. Howden’in yeni raporuna göre, siyasi risklerin kalıcı hale geldiği bir dönemin ardından, siyasi şiddet, grevler, ayaklanmalar, iç huzursuzluk (SRCC) ve savaş bağlantılı riskler piyasada öne çıkmayı sürdürüyor.
Howden, risk oynaklığının sürekli değişim sürecinde sabit kalan nadir unsurlardan biri olduğunu belirterek, büyük güçler arasındaki rekabetin yoğunlaştığını ve hükümetlerle devlet dışı aktörler arasındaki yerel çatışmaların artış gösterdiğini ifade etti.
Şirket, 2020’li yıllarda özellikle Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların etkisiyle risk göstergelerinin belirgin biçimde yükseldiğine dikkat çekti. Rapor, 2025 yılı itibarıyla 1 Ocak 2026 yenilemelerine yansıyan jeoekonomik risk değişimleriyle birlikte, Venezuela ve Grönland çevresindeki gelişmelerin kısa vadeli tedarik zinciri şoklarını artırdığına vurgu yapıyor.
Hibrit Savaş ve Siber Tehditlerde Artış
Rapor, siber saldırılar, insansız hava aracı operasyonları ve sabotaj olaylarının daha sık görülmesiyle hibrit savaş yöntemlerinin yaygınlaştığını belirtiyor. Howden’e göre, modern teknolojiyi kullanan düşmanca aktörler, kritik altyapı ve savunma sanayi hedeflerine yönelirken, sorumluluğu gizleme çabaları siyasi şiddet, savaş ve ekonomik istikrarsızlık arasındaki çizgiyi belirsizleştiriyor.
Bu koşullar altında, jeopolitik istikrarsızlık ve ekonomik belirsizliğin derinleşmesi sonucunda 2026 yılında SRCC ve siyasi şiddet risklerinin yüksek kalması bekleniyor. Howden, 1 Ocak yenilemelerinde önemli bir kayıp yaşanmadığı takdirde bu risklerin sigortalanabilir olmaya devam edeceğini ve müşterilere destek sağlayacak uzmanlık, kapasite ile sermayenin mevcut olduğunu belirtti.
Siyasi Risk Yönetiminde Artan Eğilim
Şirket raporunda, çok uluslu firmaların üçte ikisinden fazlasının siyasi risk yönetimi araçlarını kullandığı ve bu yaklaşımın on yılın ilerleyen dönemlerinde daha da yaygınlaşmasının beklendiği ifade ediliyor. 2025 yılında gözlemlenen siyasi risk modellemesindeki büyümenin, risk yönetimi çerçeveleri içinde en belirgin artışı temsil ettiği de vurgulanıyor.
Rapor, jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların süreceğini, 2026’da siyasi şiddet, SRCC ve siyasi risk reasüransına yönelik talebin artmayı sürdüreceğini bildiriyor. Bu kapsamın, sınır ötesi yatırımları desteklemede ve stratejik sektörlerde tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artırmada önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Howden ayrıca, farkındalık artsa da mevcut çözümler hakkında yeterli bilgi eksikliğinin devam ettiğini, bunun da sigorta ve reasürans piyasaları için yüksek talep koşullarında yeni fırsatlar oluşturduğunu vurguladı.
Uzman Görüşleri ve Piyasa Beklentileri
David Flandro, jeopolitik risklerin genişlediğini, tek taraflı eylemler ve hibrit faaliyetlerle ortaya çıkan aksaklıkların artık olağan hale geldiğini belirtti. Bu durumun risklerin analiz edilme, modellenme ve devredilme biçimlerinde önemli etkiler yarattığını ifade etti.
Flandro, siyasi risk sigortasının yalnızca korunma aracı değil, aynı zamanda yatırım, dayanıklılık ve sermaye verimliliği açısından da stratejik bir fırsat sunduğunu vurguladı. Jeopolitik ve ekonomik dengesizliklerin derinleştiği ortamda bu sigortanın, enerji, savunma ve ileri teknoloji sektörlerinde finansmanı desteklemek için daha fazla kullanıldığını dile getirdi.
Richard Miller, siyasi şiddet ve SRCC risklerinin artık piyasada ikincil konular olmaktan çıktığını belirterek, son yıllarda yaşanan jeopolitik karışıklıkların ve yapısal dönüşümlerin sermaye tercihleri, portföy yapıları ve risk değerlendirmelerinde belirleyici hale geldiğini açıkladı. Miller’a göre, büyük ölçekli bir olay yaşanmadığı sürece 2026’da siyasi şiddet ve SRCC piyasalarının rekabetçi ve arz açısından dengeli bir yapıda ilerlemesi öngörülüyor.





