HDI Grubu bünyesinde ticari ve endüstriyel sigortacılık alanında faaliyet gösteren HDI Global, dijital altyapıya yönelik talep artmaya devam ederken Asya-Pasifik genelindeki veri merkezi işletmecilerinin giderek daha karmaşık doğal afet ve iklim bağlantılı risklerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Şirkete göre dayanıklılığın artık yalnızca tesis yeri seçimi, inşaat ve operasyonlara ilişkin geleneksel yaklaşımlara dayanması mümkün değil. Kuruluşların mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek daha geniş bir tehlike yelpazesini dikkate alması gerekiyor.
HDI Global Doğal Tehlikeler ve İklim Riskleri Risk Analisti Johanna Rohrer ile HDI Global Risk Mühendisi Gareth Hopkins tarafından HDI Risk Consulting kapsamında hazırlanan analiz; lokasyona özgü risk değerlendirmesini, temel kaynaklara güvenilir erişimi, dayanıklı bina tasarımını ve operasyonel hazırlığı, bir tesisin kesintilere dayanma ve finansal kayıpları sınırlandırma kapasitesini etkileyen başlıca unsurlar olarak öne çıkarıyor.
Şirket, Asya-Pasifik’in en büyük veri merkezi pazarlarının çoğunun karşı karşıya olduğu zorluklara örnek olarak Tokyo’yu gösteriyor. HDI ARGOS 4.0’a göre metropol bölgesi; depremler, şiddetli fırtınalar ve seller dâhil olmak üzere birden fazla doğal tehlikeye maruz kalıyor.
Deprem faaliyetleri yapısal hasar potansiyeli oluştururken tayfunlar, yoğun yağışlar ve sel risklerinin yanı sıra saatte 200 kilometreye ulaşan rüzgâr hızlarını da beraberinde getirebiliyor.
HDI Global ayrıca iklim projeksiyonlarının aşırı sıcaklıklar ve yoğun yağışlarda daha fazla artış yaşanacağına işaret ettiğini ve bunun uzun vadeli dayanıklılık planlamasına duyulan ihtiyacı güçlendirdiğini belirtiyor. Şirket, Tokyo’nun bu zorlukları ortaya koyduğunu ancak benzer risk profillerinin bölgedeki hızla büyüyen diğer veri merkezi pazarlarında da görülmeye başladığını ifade ediyor.
Şirket, dayanıklılığın yalnızca bölgesel değerlendirmelere güvenmek yerine her tesisin kendine özgü risk profilinin ayrıntılı biçimde anlaşılmasıyla başladığına inanıyor. Şirketin açıklamasına göre taşkın ovaları, sismik özellikler ve orman yangını koridorları gibi yerel koşullar hem fiziksel hasar olasılığını hem de operasyonel kesinti potansiyelini önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Tehlikelerin sunucu odaları, elektrik sistemleri ve soğutma ekipmanları dâhil kritik altyapıyı nasıl etkileyebileceğinin değerlendirilmesi, işletmecilerin zayıf noktaları belirlemesine ve uygun koruma önlemlerine öncelik vermesine imkân tanıyor.
HDI Global, dayanıklılık stratejilerinin düzenli olarak gözden geçirilmesinin ve ileriye dönük iklim projeksiyonlarının planlamaya dâhil edilmesinin, kuruluşların yeni tesisler geliştirilmeden önce daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olabileceğini ekliyor.
HDI Global’e göre kritik kaynakların kullanılabilirliği de giderek daha önemli bir konu hâline geliyor. Elektrik, veri merkezi operasyonlarının temelini oluşturmaya devam ederken şirket, yükselen sıcaklıkların soğutma talebini artırmasının ve enerji altyapısı üzerinde ilave baskı oluşturmasının beklendiği uyarısında bulunuyor.
HDI Global, Mumbai ve Singapur’un da aralarında bulunduğu şehirlerde 2081 ile 2100 yılları arasında sıcaklıkların 35°C’nin üzerinde olduğu gün sayısının 200’ü aşacağına işaret eden iklim projeksiyonlarının, karşı karşıya olunan zorluğun boyutunu gösterdiğini belirtiyor.
Yüksek sıcaklıklar enerji tüketimini artırabiliyor, operasyonel marjları azaltabiliyor ve soğutma performansını, yedek güç düzenlemelerini ve talep yönetimini her zamankinden daha önemli hâle getirebiliyor.
Şirket ayrıca elektrik kaynaklarının yıldırım düşmesi, yerel seller ve şiddetli fırtınalar nedeniyle kesintiye uğrayabileceğini; bunun da voltaj dalgalanmalarına, geçici kesintilere veya uzun süreli elektrik kesintilerine yol açabileceğini belirtiyor.
HDI Global, operasyonel unsurların yanı sıra bina tasarımının da dayanıklılığın kritik bir bileşeni olmaya devam ettiğini ifade ediyor. Birçok doğal tehlike iyi bilinmesine rağmen şirket, geleneksel inşaat standartlarının değişen iklim koşullarını veya veri merkezi tesislerinin özel gereksinimlerini her zaman yansıtmadığına inanıyor.
Ticari binalarda yaygın olarak bulunan geniş iç bölmeler, düz döşemeli çatılar ve belirli drenaj sistemleri gibi özellikler, aşırı yağış olayları sırasında daha savunmasız olabiliyor.
HDI Global, maruziyeti azaltmak amacıyla acil durum çatı taşma sistemleri, kritik ekipmanların yükseltilmiş alanlara kurulması, etkili zemin drenajı ve hasarın yayılmasını sınırlandıracak bölmelendirme gibi önlemlerin uygulanmasını öneriyor.
Şirket ayrıca inşaat standartlarının her lokasyondaki baskın tehlikeleri yansıtması gerektiğini vurguluyor. Buna göre deprem riski bulunan bölgelerde sismik dayanımlı tasarımlar kullanılmalı ve ekipmanlar güvenli biçimde sabitlenmeli; tayfunlara maruz kalan bölgelerde ise daha güçlü bina dış kabukları oluşturulmalı ve çatılardaki tesisatlar korunmalıdır.
HDI Global, fiziksel koruma önlemlerinin tek başına kesintileri tamamen ortadan kaldıramayacağını da ekliyor. Yüksek standartlarda tasarlanan tesisler bile şiddetli hava olaylarının veya diğer doğal tehlikelerin ardından operasyonel zorluklar yaşayabiliyor.
Bu nedenle şirket, erken uyarı sistemlerinin, açık biçimde tanımlanmış müdahale prosedürlerinin ve sel veya orman yangını sırasında tesislere erişimin sürdürülebilmesinin önemini vurgulayarak acil durum hazırlığını da eşit derecede önemli görüyor.
Dayanıklı bilgi teknolojileri altyapısı, kritik sistemlere yönelik yedekleme düzenlemeleri ve güçlü tedarik zincirleri de olaylar meydana geldiğinde kesinti süresinin azaltılmasında ve iş sürekliliğinin korunmasında önemli rol oynuyor.
HDI Global’e göre dayanıklılığın geliştirilmesi, tek seferlik bir değerlendirme yerine sürekli bir yaklaşım gerektiriyor. Şirket, Dönüşüm Ortağı olarak tesisler inşa edilmeden önce müşterileriyle birlikte mevcut ve gelecekteki doğal tehlike ve fiziksel iklim riski maruziyetlerini değerlendirdiğini, aynı zamanda zayıf noktaları belirlediğini ve uygulanabilir risk azaltma önlemleri geliştirdiğini belirtiyor.
Bu önlemler arasında tesise özgü risk azaltma stratejileri, erken uyarı kabiliyetleri, acil durum planlaması, erişilebilirliğin güçlendirilmesine ve tedarik zinciri dayanıklılığının artırılmasına yönelik uygulamalar bulunuyor.
Bu çalışmalarla, risk koşulları değişmeye devam ederken kuruluşların kayıplarını azaltmalarına ve faaliyetlerini sürdürmelerine yardımcı olunması amaçlanıyor.



Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap