Doların düşmesine rağmen market raflarındaki veya vitrindeki fiyatların hemen düşmemesi, ekonomide “Fiyat Yapışkanlığı” (Price Stickiness) olarak bilinen ve tüketici için oldukça sinir bozucu olan bir durumdur.


Doların düşmesine rağmen market raflarındaki veya vitrindeki fiyatların hemen düşmemesi, ekonomide “Fiyat Yapışkanlığı” (Price Stickiness) olarak bilinen ve tüketici için oldukça sinir bozucu olan bir durumdur.
Bu durumu en iyi açıklayan metafor **”Roket ve Tüy Etkisi”**dir: Fiyatlar kur yükselirken bir roket gibi hızla yukarı fırlar, kur düştüğünde ise bir tüy gibi aheste aheste süzülerek iner.
İşte bu durumun arkasındaki temel ekonomik ve psikolojik nedenler:
Sayfa İçerikleri
Toggle
Esnafın veya ithalatçının kafasındaki en büyük soru şudur: “Ben bu malı sattığımda, yerine yenisini koymak için kaç lira ödeyeceğim?”
Dolar 30 TL iken mal alan bir satıcı, dolar 25 TL’ye düştüğünde hemen indirim yapmaz. Çünkü doların tekrar 30’a veya 35’e çıkmayacağından emin değildir.
Sermayesini korumak için, fiyatı anlık kura göre değil, gelecekteki beklenen kura (riskli kura) göre belirler.
Şu an rafta gördüğünüz ürün, muhtemelen doların zirve yaptığı dönemde (pahalı kurdan) ithal edilmiştir.
Satıcı, yüksek kurdan gümrük vergisi ödemiş ve malı deposuna koymuştur.
Dolar bugün düşse bile, o ürünün satıcıya “giriş maliyeti” yüksektir. Zararına satmamak için elindeki pahalı stok bitene kadar fiyatı düşürmez.
Bir ürünün fiyatını sadece dolar belirlemez. Dolar düşse bile diğer maliyet kalemleri (TL bazında) artmaya devam ediyor olabilir:
İşçilik: Asgari ücret veya çalışan maaşları artmıştır.
Enerji: Elektrik ve doğalgaz zamları devam ediyordur.
Kira ve Nakliye: Dükkan kirası ve mazot fiyatı artmıştır. Bu yan giderlerdeki artış, kurdaki düşüşün yaratacağı indirimi “yutar”.
Ekonomide “Fiyat Katılığı” denilen bir gerçek vardır. Fiyatlar bir kez belli bir seviyeye çıkıp tüketici tarafından (mecburen de olsa) kabul gördüğünde, satıcılar bu fiyatı aşağı çekmekte gönülsüz davranır.
Piyasa, tüketicinin o yüksek fiyatı ödemeye alıştığını fark ederse, kur düşüşünü “ekstra kâr marjı” olarak cebine koymayı tercih edebilir.
İndirim ancak satışlar ciddi anlamda durursa (talep azalırsa) veya rekabet çok kızışırsa başlar.
Fiyatların düşmesi için kurun sadece düşmesi yetmez, düştüğü yerde kalıcı olacağına dair piyasada güven oluşması gerekir.
Eğer piyasa, doların düşüşünü “geçici bir bahar havası” olarak görüyorsa, kimse etiket değiştirme zahmetine girmez. Çünkü yarın tekrar artacağını düşünür.
Fiyatların gerçekten düşmesi için doların sadece anlık olarak düşmesi yetmez; uzun süre stabil kalması ve piyasadaki rekabetin firmaları indirime zorlaması gerekir.



Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap