2025’te Türkiye enerji piyasasında birleşme ve satın almalar yeniden canlandı; sektör yatırımcılar için yeni fırsatlar sunuyor.
Sayfa İçerikleri
ToggleRapor, ABD’nin korumacı ticaret tutumu, Avrupa’daki siyasi istikrarsızlık, süregelen savaşlar, artan savunma harcamaları, insani krizler, küresel tedarik zincirine yönelik baskılar, yapay zekanın getirdiği belirsizlikler, yaşam maliyetlerindeki artış, derinleşen iklim sorunu ve proje finansmanındaki güçlüklerin 2025 yılında dünya ekonomisinin dayanıklılığını zorlayan temel faktörler olduğunu belirtiyor. Buna karşılık, enerji piyasalarında 2024’te başlayan sınırlı toparlanmanın 2025’te de sürdüğü; tedarik zinciri gücünü artırma, teknolojik kapasiteyi geliştirme, veri merkezlerinin yükselen enerji talebini karşılama, enerji dönüşümünü hızlandırma, portföyleri çeşitlendirme, operasyonel verimliliği artırma, borçları azaltma ve yeni yatırımlara kaynak oluşturma hedefleri çerçevesinde yapılan işlemlerle ivme kazandığı ifade edildi.
PwC Türkiye Şirket Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Lideri Engin Alioğlu değerlendirmesinde, Türkiye enerji piyasasındaki birleşme ve satın alma hareketliliğinin 2025’te makroekonomik belirsizlikler ve bölgedeki siyasi risklere rağmen yeniden canlanmasının son derece önemli olduğunu belirtti. Alioğlu, PwC Türkiye’nin 18 yıldır hazırladığı bu rapor doğrultusunda, piyasanın sürdürülebilir bir dinamiğe kavuşması ve yatırım ortamının güçlenmesi için politika yapıcıların somut adımlar atması gerektiğini vurguladı. Yenilenebilir enerji alanına odaklanmış yatırımcı profilinde gözle görülür bir değişim yaşandığını belirten Alioğlu, artık sektörün ilk giriş aşamasından ziyade mevcut portföyü büyütme stratejisine yöneldiğini ifade etti. Ayrıca sanayi şirketlerinin enerji maliyetlerini kontrol etme stratejileri nedeniyle enerji piyasasında daha aktif bir rol üstlenmelerinin beklendiğini dile getirdi. Türkiye enerji sektörünün barındırdığı potansiyele ve bu gücün doğru politikalar ile stratejik iş birlikleri üzerinden değerlendirilebileceğine olan inançlarını koruduklarını durgadı. Ülkenin küresel birleşme ve satın alma faaliyetlerinden daha fazla pay alabilmesi için öngörülebilir bir ekonomik ortam ile düzenleyici belirsizliklerin giderilmesi gerektiği, enerji dönüşümünün tüm sektörlerde yaygınlaştırılmasının önem taşıdığı da raporda öne çıktı. Ayrıca, COP 31’in 2026 yılında Türkiye’de gerçekleştirilecek olmasının bu yöndeki çabalara ivme kazandırmasının beklendiği vurgulandı.
Küresel ölçekteki hareketliliğe paralel biçimde, Türkiye enerji sektöründe de 2022’den itibaren yaşanan durgunluk 2025’te yerini belirgin bir toparlanma sürecine bıraktı. Kamuya açıklanan 38 birleşme ve satın alma işleminin toplam tahmini değeri 3 milyar ABD dolarına ulaşarak 2024’e göre üç kat artış gösterdi. Ortalama işlem değeri de %200 oranında artarak 79 milyon ABD dolarına yükseldi. Bu artışta büyük ölçekli termik santral satışları, halka arz öncesi stratejik portföy düzenlemeleri, sanayi kuruluşlarının enerji giderlerini dengeleme arayışları, doğalgaz dağıtımındaki devam eden konsolidasyon ve boru hattı yatırımlarına yönelik ilgi etkili oldu. 2024 yılında tüm işlemler yerli yatırımcılar arasında gerçekleşmişken, 2025’te toplam değerin %42’sini yabancı alıcıların üstlendiği işlemler oluşturdu.
Raporda, Türkiye’nin 2025 yılı elektrik tüketiminin bir önceki yıla göre %3 artış gösterdiği, üretim kapasitesinin %5 genişleyerek 122 GW seviyesine ulaştığı ve bu kapasitenin %62’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğu vurgulandı. 2025’te enerji altyapı sektöründeki birleşme ve satın alma faaliyetlerinde en yüksek işlem değerleri termik santral satışlarında elde edildi. 2024 yılındaki işlem değerlerinin büyük bir kısmını kapsayan doğalgaz dağıtımındaki birleşmeler 2025’te de sürdü. Diğer işlemler kapsamında ise 22 yenilenebilir enerji şirketi, iki elektrik ticareti firması, bir büyük hidroelektrik santrali ve bir atık dönüşüm tesisinin hisseleri el değiştirdi.
Rapor, Ocak – Ekim 2025 döneminde Türkiye’nin petrol ürünleri talebinin geçen yıla göre %5 arttığını, yıllık doğalgaz tüketiminin ise %15 artışla 60 milyar metreküp seviyesine ulaştığına işaret etti. 2024’teki durgunluğun aksine 2025 yılı, petrol ve doğalgaz sektörlerinde oldukça canlı geçti. TANAP’taki azınlık hisse satışı, enerji alanındaki en yüksek değerli işlem olarak öne çıktı. Akaryakıt dağıtımı, petrol ürünleri depolama ve ihrakiye segmentlerinde gerçekleştirilen anlaşmaların detayları da raporda paylaşıldı.
Rapor, 2026 ve sonraki yıllarda enerji sektöründe birleşme ve satın alma süreçlerini etkilemesi beklenen konuları şu şekilde sıraladı: Makroekonomik normalleşmenin finansal koşullara etkisi, uluslararası finans kuruluşlarından sağlanacak kaynak akışı, elektrikli araç şarj altyapısı, akaryakıt ve doğalgaz dağıtım piyasalarındaki konsolidasyonlar, yerli pil üreticilerine yönelik yabancı teknoloji şirketlerinin ilgisi, halka arz öncesi portföy yapılandırmaları, sanayi şirketlerinin enerji maliyetlerini azaltma hedefli lisanssız GES yatırımları, hidroelektrik ve kömür santrallerini kapsayan özelleştirmelerle YEKA ihaleleri kapsamında öne çıkan projelerin yeni birleşme ve satın alma hedeflerine dönüşmesi.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı





Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap