Araştırma, şirketler arasında %36’lık psikolojik güven farkı bulunduğunu ortaya koyuyor. Çalışan bağlılığı ve kurum kültürü risk altında.

Sayfa İçerikleri
ToggleBest Workplaces for Well-being™ 2026 Listesi, çalışanların kendilerini değerli, huzurlu ve ait hissettikleri kuruluşları öne çıkararak bu soruya yanıt sunuyor. Bu kapsamda hazırlanan Best Workplaces for Well-being™ 2026 İçgörü Raporu, çalışanın beklentileri ile kurumsal imkanlar arasındaki dengenin bozulduğunda bunun sessiz bir tükenmişliğe dönüşebileceğini gösteriyor. Araştırma, well-being kavramının bireysel bir sorumluluk değil; kurumların özenle kurgulaması gereken stratejik bir yönetim anlayışı olduğunu ortaya koyuyor.
Bir iş yerini “mükemmel” kılan etken çoğu zaman fiziksel imkanlar olarak düşünülse de, asıl değer güven ve psikolojik destek ortamında ortaya çıkıyor. Araştırma verileri, çalışanların iş yerlerine dair algısının, kendilerini ne kadar güvenli ve korunmuş hissettikleriyle doğru orantılı olduğunu gösteriyor. Best Workplaces for Well-being™ 2026 Listesi’nde yer alan işletmelerde çalışanların %79’u duygusal ve ruhsal anlamda sağlıklı bir ortama sahip olduklarını belirtirken, bu oran liste dışında kalan kuruluşlarda %43 seviyesinde kalıyor. Bu fark, esenliğin yalnızca bir memnuniyet ölçütü değil, aynı zamanda aidiyetin ve ortak geleceğe inancın kaynağı olduğunu vurguluyor.
Çalışan bağlılığı incelendiğinde, görünürde fark edilmeyen ama kurumlara önemli etkiler yaratan bir durum göze çarpıyor. Çalışanların yaklaşık %18’i, şirketleriyle bağlarını tamamen koparmamış olsa da uzun vadeli bir sadakat taşımıyor. Bu kitle, genellikle mevcut koşullar nedeniyle işinde kalan fakat duygusal olarak uzaklaşmış bireylerden oluşuyor. Fiziksel olarak orada bulunan ancak zihinsel olarak uzaklaşan bu profil, “sessiz istifa” riskini artırıyor. Bu durum yalnızca performansı değil, ekip ilişkilerini ve takım dayanışmasını da zayıflatıyor. Nitekim Best Workplaces for Well-being™ 2026 Listesi’ndeki çalışanların %87’si ekip arkadaşlarının birbirine önem verdiğini söylerken, liste dışındaki işletmelerde bu oran %56’da kalıyor. Bu fark, esenlik düzeyinin iş birliği ve dayanışma üzerinde ne kadar etkili olduğunu açıkça gösteriyor.
Sonuçları belirleyen temel unsur ise liderliğin yaklaşımı oluyor. Yöneticilerin çalışanlarını bir “kaynak” olarak değil, birey olarak görmesi; söylemle eylemin uyum içinde olduğu güven ortamlarında well-being bilincinin yerleştiği görülüyor. Yöneticisinden insan olarak değer gördüğünü ifade eden çalışan oranı Best Workplaces for Well-being™ 2026 Listesi firmalarında %87 iken, bu oran liste dışı şirketlerde %54 seviyesinde. Bu durum, esenliğin politika belgelerinden çok, liderin tutumuyla ve kurumun adalet anlayışıyla şekillendiğini kanıtlıyor.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı




Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap