Havacılık sigortası piyasasında toplam kapasite güçlü kalmaya devam ederken, yılın son çeyreğindeki yoğun yenileme dönemi öncesinde sigortacıların risk seçiminde daha seçici hareket ettiği belirtiliyor.
Piyasada özellikle savaş riski, filo yoğunluğu ve ABD’de yükselen sorumluluk hasar maliyetleri underwriting kararlarını daha fazla etkiliyor.
Yıllık primin büyük bölümü Q4 döneminde yenileniyor
Havayolu şirketlerinin yıllık ana gövde ve sorumluluk primlerinin yaklaşık yüzde 65’inin dördüncü çeyrekte yenilenmesi, yıl sonu dönemini havacılık sigortacıları açısından kritik hâle getiriyor.
Kapasitenin yüksek olması rekabeti desteklese de, sigorta şirketleri artık yalnızca toplam kapasiteye değil, aynı anda maruz kalabilecekleri filo ve bölgesel risk yoğunluğuna daha yakından bakıyor.
Savaş riski ve drone tehdidi yakından izleniyor
Jeopolitik gerilimlerin yanı sıra drone kullanımının yaygınlaşması, yerde park hâlindeki birden fazla uçağın aynı olayda zarar görmesi ihtimalini artırıyor. Bu durum, tekil uçak riski yerine büyük birikimli kayıp senaryolarının underwriting modellerinde daha fazla dikkate alınmasına neden oluyor.
ABD sorumluluk hasarlarının şiddeti baskı yaratıyor
Havacılık sigortacıları ve reasürörleri açısından ABD’deki yüksek tazminat kararları da önemli bir risk başlığı olmaya devam ediyor. Özellikle ABD’de yoğun operasyonu bulunan havayolları, toplam kapasite güçlü olsa bile daha ayrıntılı değerlendirmelerle karşı karşıya kalabiliyor.
Piyasa şartları hızla değişebilir
2026’da büyük ölçekli havacılık hasarlarının görece sınırlı kalması piyasadaki kapasiteyi destekliyor. Ancak büyük bir havacılık kazası veya yeni bir jeopolitik olay, sigortacıların kapasite iştahını ve yenileme fiyatlarını kısa sürede değiştirebilir.
Bu nedenle Q4 yenileme döneminde havayollarının filo dağılımı, uçuş rotaları, savaş riski maruziyeti ve sorumluluk geçmişi fiyatlamanın temel belirleyicileri arasında yer alacak.





