Berat Kandili Kur’an’da Geçiyor mu?
İslam dünyasında Ramazan ayının habercisi olarak kabul edilen Berat Kandili, anlam olarak borç, suç ve cezadan arınmayı ifade eder. 2 Şubat Pazartesi günü idrak edilen bu mübarek gece, ibadetlerle değerlendirilirken, birçok kişi Berat Kandili’nin Kur’an’da yer alıp almadığını merak etmektedir.

6 Mart Pazartesi gecesi kutlanan Berat Kandili, Müslümanlar açısından büyük manevi değere sahiptir. Kadir Gecesi dışında kutsal kabul edilen diğer gecelere dair Kur’an-ı Kerim’de açık bir atıf bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Duhân suresi 3. ayette Kur’an’ın “mübarek bir gecede” indirildiği belirtilir.

Kandiller Kur’an’da Var mı?
Türkiye Diyanet Vakfı kandil geceleri hakkında açıklama yaparak, bu gecelerdeki ibadetlerin dini bir zorunluluktan ziyade kültürel bir gelenek olduğunu vurgulamıştır. Açıklamada, Müslümanların geçmişteki olayları hatırlayıp duygularını tazelemelerinin doğal olduğu, ancak doğruluğu kesinleşmemiş rivayetlere dayanan ibadetlerin uygun görülmediği belirtilmiştir. Ayrıca, dini hayatın yılın birkaç gününde yapılan ritüellerle değil, süreklilik arz eden bir inanç disipliniyle anlam kazandığının altı çizilmiştir.

Bu bakış açısından kandil gecelerinde gerçekleştirilen ibadet ve etkinlikler, doğrudan İslam’ın emri değil, toplumsal gelenek olarak değerlendirilir.

Kandil Gecelerine Özel İbadet Var mı?
Diyanet İşleri Başkanlığına göre, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bazı mübarek zamanlarda ibadeti teşvik etmiş, ancak belirli bir namaz veya özel ibadet biçimi bildirmemiştir. Dolayısıyla bu geceler, Müslümanlar için bağışlanma ve muhasebe zamanı olarak görülmelidir. Bu anlamda müminler, tövbe ederek, dua edip Kur’an okuyarak ya da kaza ve nafile namazları kılarak gecelerini değerlendirebilirler.
Kandil gecelerinden sonraki günlerde oruç tutmak da müstehaptır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Şaban’ın ortasında ibadet edin, gündüzünde oruç tutun. Allah o gece fecir doğana dek, ‘Yok mu benden af isteyen, affedeyim; yok mu rızık isteyen, rızık vereyim; yok mu dertli olan, şifa bulsun’ der” buyurmuştur. (İbn Mâce, İkâmetü’s-Salat, 191)



