Sigorta sektörünün enerji güvenliğindeki stratejik rolünü, risk yönetimi ve sürdürülebilir çözümler açısından keşfedin.


Dünyada artan jeopolitik gerilimler, enerji arzı güvenliğini tehdit ediyor. Enerjinin hangi rotalardan, hangi maliyetle ve hangi risk düzeyiyle taşındığı konusu önem kazanıyor. Bu durum, sigorta ve reasürans sektörünü stratejik bir konuma taşıyor.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, enerji güvenliğinde sigorta sektörünün rolünün giderek stratejik hale geldiğini belirtti. Çiftçi, sigortanın artık sadece hasar sonrası ödeme yapan bir sektör olmadığını, yatırımın finansmana erişimini ve operasyonel sürekliliğini destekleyen bir mekanizmaya dönüştüğünü söyledi. Özellikle yüksek riskli bölgelerde, poliçelerin maddi hasar, iş durması, politik risk, savaş ve alacak riskleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Çiftçi, sigorta programlarının hasar ödemesinden öte, yatırımın dayanıklılığını ve finansal istikrarını artırması gerektiğini ifade etti. Sigortanın yalnızca poliçe satın alma aşamasında değil, risk analizinin başlangıç aşamasında devreye girmesi gerektiğini belirtti.
Son yıllarda jeopolitik risklerin tanımının değiştiğini söyleyen Çiftçi, artık sadece savaş ve yaptırımların değil, ticaret korumacılığı, tedarik zinciri sorunları ve siber güvenlik gibi unsurların da enerji güvenliğini etkilediğini kaydetti. Enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte, şebeke yatırımı, depolama ve yenilenebilir enerji projelerinin risk analizinin kapsamının genişlemesi gerektiğini belirtti.
Yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir yatırımların hem bağımlılığı azalttığını hem de enerji güvenliğine katkı sunduğunu söyleyen Çiftçi, sigorta modellerinin yalnızca fiziki varlıkları değil, gelir istikrarı ve sistem dayanıklılığını da kapsaması gerektiğini vurguladı.
Çiftçi’ye göre 2026’da öne çıkacak beş trend bulunuyor: enerji koridorlarındaki jeopolitik baskıların süreceği, ticaret korumacılığının artacağı, enerji altyapısına yönelik siber risklerin büyüyeceği, yatırımların temiz enerjiye kayacağı ve Türkiye’nin hem arz güvenliği hem de dönüşüm hedeflerini birlikte yönetmesinin gerekeceği. Türkiye’nin 2030 yılına kadar elektrik tüketiminin 455,3 TWh’ye ulaşması bekleniyor.
Çiftçi, yurtdışında yatırım planlayan şirketlerin ülke riski, sözleşme hukuku, tedarik zinciri ve politik riskleri dikkatle analiz etmeleri gerektiğini belirtti. Şirketlerin tek ülke veya tedarikçiye bağımlılığı azaltarak riskleri yönetmesi, politik risk sigortası gibi çözümlerden faydalanması gerektiğini ifade etti.

Sigortahaber.com, sigorta sektöründeki en güncel haberleri, analizleri ve gelişmeleri tarafsız bir bakış açısıyla sunan bağımsız bir haber platformudur. Sigorta profesyonellerine, acentelere ve sektöre ilgi duyan herkese doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Sigortacılıktaki yenilikleri, mevzuat değişikliklerini ve sektör trendlerini yakından takip ederek, okuyucularımıza kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyoruz.
Yorum Yap